yandaki kitaba bayıldım..tabi ya bende 80 lerde çocuktum..76 doğumluyum..çocukluğumdan bahsedeyim biraz...
çok mutlu bir çocukluk değildi bugünümdeki sancılardan belli zaten...hayatımdaki en önemli kadın ananemdi ve benim için 80 ler ona kavuşma arzusuyla geçti..onun yanında mutluydum, tek istediğim oydu..tabi hal bu olunca anne baba önemsizdi..
çocukluğum iki şehirde geçti..biri kocamustafapaşada ananemle diğeri amasyanın bir ilçesinde annemle..iki farklı şehirdi o yıllarda...biri türkiyenin en gelişmiş şehri diğer köy gibi bir yer...
leblebi tozunu , ilk çıkan çitosu, uçlu kalemi ve en güzel kokan silgileri istanbulda görmüştüm..ananem elimden tutar saatlerce gezerdi benimle..onun en yakın arkadaşıydım..bana çocuk muamelesi yapmaz , tıpkı bir büyük gibi konuşurdu...ilk vatkalı gömleğimi o almıştır..mıknatıslı , gizli gözü olan kalemliğimide güzel bir kırtasiyeden almıştık..o aşık olduğum siyah ayakkabılarım ve okulda kızların ''bu yakalığı nerden aldın?''diye sordukları envayi çeşit desenli hoş yakalıklarım...
çocukça diye bir dergi vardı..ilk okuma aşkına tutulduğum yıllarda..babam almak istemezdi..nedense öyle her şeyi almaya meraklı bir ailem yoktu..çok ağladığımı , sinirimden okula gitmediğimi bilirim..o kadar da manyaktım...
pazar sabahları tv deki klasik müzik programını izlemek iğrençti..peşinden başlayan redkit ise gayet eğlenceli..soba gürül gürül yanardı..annnem deli gibi işleri yetiştirmeye çalışır ağzından köpükler çıkararak çığlıklar atardı...hiç işi bitmez ve ağzına ne gelirse sayardı..küfürle büyüdüm diyebilirim..annem için gayet normaldi...okuldan hep yorgun gelirdi...müthiş şişmandı..iştahla yer, iştahla bağırır, iştahla aşağılardı...kız kardeşimi çok döverdi..altına kaçırdı diye..erkek kardeşim ise benim sayemde dayak yemezdi..tam 4 kez doğurmuştu...kardeşlerden biri kanserden ölmüştü..arada çocuk aldırır, babamla durmadan oynaşırdı...
akşam üstleri komşu hanımlarla otururlardı...annem kimseyi beğenmezdi..biz üç kardeş gıkımızı çıkarmadan otururduk..kıpırdasak kaş göz yapardı..babam kahveye gider, tencere satar , herkesle ahbap olurdu...annem ne kadar antisosyalse babamda o kadar sosyaldi..herkes babamı severdi..babam ne emredilirse o yapılsın isterdi..yapmayınca çok sinirlenirdi..ben asi bi çocuktum bu yüzden beni hep ezerlerdi..ne kadar ezerlerse o kadar susarım diye..
hiç 501 livays pantolonum olmadı..valkmenimde olmadı şöyle kulağıma takıp gezebileceğim..livaysa bir kez gittik, kardeşimle 501 i denedik ama babam o kadar parayı bir pantolana vermem diye tutturdu...kardeşime bir valkmen aldılar..şimdi 9 yaşındayken 2 tane mp4 çaları olan kızıma bakıp gülüyorum...
tifani kazağı dayım almıştı..kahverengiydi..limondan gömleğimde yoktu ama kızkardeşimin vardı arada verirdi..o çok inceydi bense kalın..genişlettin diye kızardı..
ananem tabi 50 lerinde bir kadın o zamanlar..benim her şeyimi alırdı..valkmenim olmasada 3 tane burma bileziğim vardı..tifani kazağım olmasada ipek gömleklerim vardı...ananemce her şeye sahiptim..
aslında istemeyi bilmezdim...istesemde boştu zaten kim alacak..öyle büyüklere ısrar etmek , sipariş vermek yoktu..halam almanyadan gelmişti..bebekler getirmiş kuzenlerime..bize vermedi..tabi ona göre annem babam çalışıyor bebek alırlar nasılsaki..kız kardeşim çok ağladı bebek istiyorum diye..o surat yapar pis pis bakar istediğini yaptırırdı..babam dayanamadı ona bir bebek aldı..bir hafta sonrada kızım bu bebek çok pahalı geri verelim dedi..kız kardeşim geri verdi bebeği...bir bebeklik kıymetimiz yoktu sanki...oysa annem babam öğretmendi..maaşları iyiydi..babam ek işte yapardı...şimdi kızımın tonla bebeğine bakıyorum birinin bile kıymeti yok...80 lerde her şey kıymetliydi oysa...
84de ben 8 yaşındayken naylondan yapılmış o ağır halıyı süpürürdüm mesela..toz almak,, elbezi örmeyi öğrenmek şarttı..ama dedimya ben asiydim..örgüyü 30 zumda öğrendim..hala kuran okumayı bilmem..ev süpürmekten nefret ederim..
ağustos böceğiyle karınca hikayesi en meşhur hikayeydi..herkes onu anlatırdı...halamın kızından görüp duvarlara posterler yapıştırmıtık..hiç sesini bilmediğim kyle minoge nin, vanilya ıce ın...babam bir bavul dolusu VHS kaset getirmişti..tüm yazı türk filmleri seyredip ağlayarak geçirmiştim..elimde bir kase çekirdekle...
erkek kardeşim gölgelerin gücü adına güç bende artık heman diye bağırırdı..naim süleyman oğlunun resminin olduğu eşofman takımı giyerdi...annem bize kazak örer, o batan ipleri illede giydirirdi...babamın bir mağzası vardı bayramlıklarımız hep ordan alınırdı..ben hiç birini beğenmezdim...lisedeyken kahverengi tımbırlend ayakkabım olmuştu..orta okuldaykende cırtcırtlı spor ayakkabım.cırt cırtları açıp kapamak ne eğlenceliydi...amerikan traşı saç çok modaydı..küt keserler arkasınada üçgen amerikan traşı yaparlardı..annem gidip kuaföre öğrenci saçı kes ikisinide derdi..herkes amerikan küt biz öğrenci saçı...
şeker kız candy büyük keyifti..5.40 ta başlardı...ben sokaktan koşarak gelir onu izlerdim..bir gün tv çalışmadı..anteni gevşemiştir diye arkasını çekiştirdim, tv pat yere düşüp dağıldı...sayemde renkli telefunken tv eve geldi...
ünitelerle 5 yıl diye bir dergi vardı..öğretmen her ay onu dağıtırdı..ilk parasını götüren ben olurdum..bir de tombik diye bir matematik dergisi alırdık..matematiğim 3 tü, türkçem 4, hayat bilgisi 5 ti...matematiğimiz 3 diye ailemiz gidip öğretmene hesap sormazdı...suç benimdi...kız kardeşim çok çalışkan ama ben vasattım..böyle derdi babam...annemde bu okumaz derdi...ömrümde hiç taktir alamadım ama hep teşekkür almışımdır..evde kimse teşekkürü beğenmezdi...
komşunun telefonu vardı..bizim yoktu..pazar günleri 1 de ananem arardı..ben deli gibi ağlardım telefonda...gel bizim yanımızda dur, mehmet akif ersoy okuluna gidersin derdi ananem...annem ciyak ciyak bağırırdı, senin yanında okumaz bu derdi...
pazar akşamları bizimkileri izlerdik..ne modern aileydi..yalan rüzgarındaki artislerin adını ezbere bilirdi sıra arkadaşım...habire öpüşürlerdi dizide...öpüşmek nasıl bir şey ki derdim...pippi nin örgülü saçları nasılda havada dururdu...perihan abla şevket altuğa kavuşsun diye dua ederdim...anket defteri, hatıra defteri vardı..kareli metot defterden...annemle babam bulsalar hemen açıp okurlardı...gorboçovun alnındaki leke pek garip gelirdi bana..ronılt regın abd başkanıydı...istiklal marşında hiç kıpırdanmaz tv nin açılış saatinde okunan istiklal marşına eşlik edilirdi..yoksa çok büyük saygısızlıktı..şimdiki çocukları bir görseniz...
ah...sonuçta 2000lerdeyiz..bizi ezen, bize hükmeden , her istedikleri olan , iyi anne baba olmak için canla başla çalıştığımız çocuklarımız var...
suçsuz bucaksız bir yolun sıkışmış trafiğinde
oturup ağlayan polisleri
telkin eden bir yolcu olur mu hiç?
sıkılmış bir kalple oturup geçmişi telkin
eden bir duruş yada !
avuçlar doldurmasada göğün boşluğunu artık dualarla
ne kendimize yeni bir şans verecek zamanımız kalır
ne de uzakla bir mesafe aramızda...
4 yorum:
Ben de geçmişe gittim, haklısın valla biz ısrar nedir bilmezdik, şimdiki veletler 3 yaşında hakkımızdan gelmeye başlıyorlar. Anlamadım ben bu işi...
pişmanlıklar vede eksik kalmış bir hayat çocukluğumuz ama annen baban yanılmış bu kız okumaz diye kimin okuyacağı belli olmuyor demekki benim öğrencilik yıllarım başarılarla dolu taktirlerle şimdi bak halime ev hanımıyım demekki benim ki kadar değilmiş annen en azından başarman için fırsat vermiş
nasıl güzel hatırlayıp yazmışsın,çok güldüm sabah sabah:)Ben en çok cin ali kitaplarımı özledim:)ALİ TOPU TUT:)
öyle güzel bir yazı ki bu okuduğum.Hiç bitmesin istedim desem yeridir. :)
Yorum Gönder