23 Şubat 2011 Çarşamba

dünki yazıyı yazarken ağlamak istedim ama ağlama yitimi kaybedeli yıllar oluyor.resmen acı kustum.yazarken onu böğürerek içimden atmaya çalıştım .ve dün gece onu düşünmeden (çok şükür buna), rahatça uyudum.

yazıdan sonra evde yalnız olduğum için bir korku sardı beni ya panik atak geçirirsem?evde bana yardım edecek kimse yok...attım kendimi dışarıya..bir kaç kitap aldım, unutmaya çalıştım.zaten yıllarca unutmaya çalıştım.anlamamaya , algılamamaya, yokmuş gibi davranmaya çalıştım...ama ordaydı, içimdeydi ve ben unutmak istesemde farklı şekillerde karşıma çıkıyordu...

mükemmeliyetçi karekterimin mimarı oydu.ona yaranabilmek için uğraşıyordum.o evime geleceği zaman , onun sayesinde nefret ettiğim ev temizliğiyle fazlasıyla ilgileniyor, ne kadar iyi bir evim olduğunu, ne kadar harika bir hayatım olduğunu ispatlamaya çalışıyordum.küçük bir kızın ''aferin ''almak için gösterdiği gayretti bu..tabi o küçük kız hiç bir zaman aferin alamadı , alamazda...

çocukken çok korumasızsın, aklın fazla çalışmıyor...sana yardım edecek birileri yok etrafında.etrafındaki kişilerde senin gibi toy, ne anlasınlar...sen akıllı olmak zorundasın..ama bunalımdaysan , akıllı olamıyorsun.ergenliği fena geçirdim.buna eminim...

yıllar , hatalar ve toylukların üzerinde birikiyor.sonra bir gün büyüdüğünde o çöp yığını kokmaya başlıyor.o koktukça sen burnunu tıkıyorsun, kokuyu almamak için.ama nafile çok pis kokuyor.

bende yıllarca kaçtım bu kokudan.annem o dedim, benim iyiliğim için yapmıştır dedim.sorgulamaya çalıştım.panik ataklara yakalandığımda geçen yıllar içinde onunla olduğum zamanlarda paniklerin tavan yaptığını farkettim.iki yıl depresan içtim fakat bir doktorla konuşmadan tek başına depresanın bir faydası yok.

şeker doktorla son konuşmamızda ''annenle ilgili hiç bir beklentin olmasın ve mümkün olduğunca onunla görüşme''dedi.ben çok şaşırdım.çünkü yetiştiğim ve boyun eğdiğim kurallar annen ağzınada sıçsa annendir sabret diyordu.mesela kardeşlerim ''ne yaparsa yapsın duymamazlıktan geliyoruz''diyorlardı.ben bunu beceremiyordum.ya kavga ediyor yada içime atıyordum.sonuçta eğer kavga ettiysem, dahada başıma bela oluyor canımı yakıyordu.en zayıf düştüğü zamanlardada duygusal sömürüye başlıyordu.onun normal olmadığını kabul ettim.

yıllar bu yanık-sönük ilişkiyle geçti.babam ısrarla ''annenle birbirinizi çok seviyorsunuz ama birbirinize eziyet ediyorsunuz''der.ve ekler ''yıllardır bizden alamadığın hınç ne?''demek farkındasınız.size itaat edince her şey güzel ama baş kaldırınca durum berbat hal alıyor.sonuçta sinir hastası oldum.

düşünüyorumda annemde küçükken büyük bir tramva geçirmiş olmalı.cinsellikle ilgili olabilir.çünkü baskın duygu cinsellikti.ve sanırım genç kız olurken ben çok güzeldim.bu güzelliğin bir şekilde dikkat çekeceğini düşündü ve koruma güdüsüne girdi.korurken ağzına burnuna bulaştırdı.fakat gene dikkatimi çok çeken şey bana ettiği eziyetleri kız kardeşime yapmamış olmasıdır.o zayıftı ama öyle güzelliği yoktu.kuru fasulye bir şeydi.bense gerçekten yuvarlaktım.

belkide ilk çocuk olduğum için babam beni sevmiştir, o da babamı sevdiği için paylaşmak istememiştir.belki beni doğurunca postpartum geçirmiş benden nefret etmiştir.onu niye düşünüyorum?neden onu anlamaya çalışarak , onu hafifletiyorum?

tabi duygularım bu ama gerçek olan bir şeyde var.haftada bir kez konuşuyoruz telefonda.bana uzak bir şehirde yaşıyor.genelde o hiç aramaz.ben eğer o hafta aramazsamda kıyameti koparır.öyle laflar ederki kavga çıkar.bir kezde ben arayayım demez.suçlu hep benimdir.ömür boyu suçlu olmak nasıl bir duygudur bilir misiniz?

tabi ben onunla çok tartıştım.18 li yaşlarımda artık onun istediği olmuş, ben üniversiteyi kazanmıştım.çok mutluydu.ben sigara içiyordum ama ondan gizli.zaten ne yapsam ondan gizliydi.ömrüm gizlenmekle geçti.bu da ilerde panik atak ve obsesyona yakalanmamın nedeniydi.neyse bir gün çıktım karşısına ''sen beni berbat büyüttün''dedim.başladı ağlamaya..saatlerce ağladı...babamı arayıp en ağlamaklı sesiyle eve gel kızın azdı dedi...babam sanki kıyamet kopmuşçasına eve fırtına gibi geldi...eğer beni iyi yetiştirmeselermiş böyle karşılarına geçip konuşabilirmiymişim?bir daha sustum....hep sustum...ta ki kızımı kendi doğurmuş gibi memesini açıp onu emzirmeye çalıştığını görene kadar...bunu niye yapar mantığı yoktu ama yapıyordu.çocuk doğurmak bile bana çok görülmüştü.sonrasında ona çıkıştım ve sonuçta ''torununu çok seven bir anneye karşı nankör olduğumu, evini ocağını bırakıp bana geldiğini, babamın belkide şu an onu aldattığını ama onun burada bana ve çocuğuma bakmasına karşı üstüne bu lafları duyduğunu söyledi ve gene babamı arayıp şikayet etti.ve gözleri şişene kadar böğürerek ağladı...

işte annem buydu...bir şey söylersen yapacakları belli...ağlar, babamı arar onuda etkiler ve gözleri kan çanağı olana kadar böğürerek ağlar. ..ben suçlu suçlu kalırım ortada...

ben daha küçükken bizi çok döverdi.sırtımıza çıktığını ağlayarak bize eziyet ettiğini biliyorum.babamla ve seksle ilgili tonla şeyler anlatırdı.bütün tabakları kırardı...ellerim onun tırnaklarının iziyle doluydu.saçlarımı yolardı...hakeretler tonla...

sonra ben büyüyüp serpildikçe bu dövmelere kılıf buldu.ve bu kılıf çok işine yaradı.''bu oğlanlarla düşüp kalkıyor''dedi.öyle bir şey yoktu..ama o emindi...bunun içinde tonla sopa yemişimdir.keşke çirkin olsaymışım.artık şişman ve çirkinim herkes rahat mı?

küçük erkek kardeşim benden 8 yaş küçüktü.onuda dövmeye çalıştığında ben onu hep korurdum.onu dövdürmediğim için bana kızardı halada söyler ''sen kardeşini dövdürmüyordun''diye...

niye döverdi?neyin hıncını almaya çalışırdı?neydi yaşadıkları bilmiyorum...mesela bananeme iftira atardı ''felancayla yatmış o ''derdi.üstelik babama söylerdi annesi için..mümkün mü böyle bir şey.babam ona tepki göstermezdi fazla...kimse ona tepki göstermezdi..herkes anlardı demekki ama ben geç anladım..

sonra babannem ölürken barsak kanserinden yanından hiç ayrılmadı.mesela ananeme hiç bakmamıştır.hastaneye giderdi ananem için bir kaç saat sonra ağlayarak bizi arardı ''gelin beni burdan alın''diye...gider alırdık eve gelir günlerce ananemi kötülerdi.ananeme böyle bakmadı ama babaneme nedense son nefesine kadar baktı ve hiç gık demedi..bunun nedeni neydi vicdan rahatlatması mı?sonra hacca gitti Allah onu affetti...

hep der ne istersem Allah bana verdi diye.kime beddua etsem şak diye tutar der.bana hep felç ol diye beddua ederdi.yıllar sonra zangırdayarak uyandığım bir gece ve daha sonraki el uyuşmalarımda psikiyatrst şöyle dediğinde çok şaşırmıştım ''felç olmaktan korkuyorsun''demişti.belki tansiyon takıntımın nedeni buydu.tansiyonum çıkacak ve felç olacam sanıyordum .onun Allahla arasındaki o muhteşem uyuma boyun eğmek istemiyordum.onunla olan kavgamda başarılı olmak istiyordum.ama olmuyordu...yıllar geçiyor ben huzursuz bir ruh oluyordum.mutsuz, huzursuz...türk toplum hayatına göre ortalama bir hayat tutturmama rağmen, güzel şeylere sahip olmama rağmen ben huzursuzdum...

üstelik bu büyük huzursuzluğu, hayatımı tam rayına koyup , her şey güzel gitmeye başladığında yaşamaya başladım.hiç bir sorunum yok ama huzursuzum.mutlu olamıyorum.sebep yok görünürde ama mutsuzum....sen anne, bana neler yaptın farkediyor musun?

ben lisedeyken psikiyatriste giderdi.bütün vücudu kaşınıyordu ve kaşınmaktan vücudunda yaralar çıkmıştı.sırtı yara bere içindeydi.ve psikiyatristten her dönüşünde ''hep seni anlattım psikiyatriste''derdi.ne büyük acı çekerdim.hem annemi hasta ediyorum hemde tanımadığım bir psikiyatriste rezil oluyorum.zaten ben şıllık , şişko, kötü kalpli bir kızım.ben buyum, başka bir şey değilim.beni doğuran annem bana bunu uygun gördü..

tabi 2000 senesinde bende anne oldum.üstelik kendi cinsimden bir çocuğum oldu.onu doğurduktan sonra narkozdan uyanırken ''anne ''diye bağırarak uyanmışım.niye çözemedim...kızımı çok sevdim.onu ilk gördüğümde mutluluktan ağladım, çok güzeldi ve beni tanıyordu bunu hissettim.onunla uyuduk çok güzel bir uykuydu.ve devam eden gecelerde gözümü kırpmadan onu seyrettiğimi hatırlıyorum...ona zarar vermeyeceğime hep onu mutlu edeceğime yeminler ederek....

yeminimi tuttum.abartılı bir sevgiyle ve abartılı bir koruma güdüsüyle büyüttüm.bebekken hiç ağlamadı mesela , onu ağlatmadım, tombik , temiz güzel bir kızdı..onu öyle çok korudum ki, ilk bakıcıya bırakıp gittiğimde aklım yerinden oynadı.

gücüm yettiğince iyi okullara verdim.tonla para harcayıp kitaplar aldım..kocam benle kavga ederdi ''bit kadar çocuk niye bu kadar para harcıyorsun''diye.hiç umursamadım.daha 6 yaşındayken benim çektiğim acıları çekmesin diye ergenlikle ilgili kitaplar okudum.asla ''şişko''demedim.asla dövmedim, asla isteklerini geri çevirmedim..kendim yorulsamda her yıl mutlu olsun diye şaşalı doğum günü partileri yaptım..

ve son yıllarda kafamı bir şey kemirmeye başladı ''kızım =ben mi?, kötü geçen çocukluğu mu onun için böyle paralanarak silmeye mi çalışıyorum.kendi çocukluğumu mu onarıyorum, onu kendim mi sanıyorum?


aslında annemin bana verdiği zararları ona vermiyeceğimi kesin biliyorum.peki bu kadar ilgi, alaka, ona bu kadar övgü bir gün onu mutsuz eder mi?dünyada ki diğer insanlar ona prenses muamelesi yapmadıklarında bunalıma girer mi?ona zarar veriyor muyum?

evet ne kadar istemesemde hatalar yapıyorum.ve ne kadar işime gelmesede farkediyorum ki, o 10 yaşında ama benim zayıf noktalarımı anlamış ve beni sömürüyor.anneme karşı nasıl savunmasızsam kızıma karşıda öyle savunmasızım..

tüm bu düşünceler, geçmiş-gelecek , hayatım, umutsuzluklarım, düş kırıklarım...ve bunların muhasebesi beni çok yoruyor.kaçıp gitmek istiyorum...ama biliyorumki dibe vurup yukarı çıkmama az kaldı...

küçük SAF bir kızsın sen diyorum, içimdeki huzursuzca bakan kıza...seninle kucaklaşacağız, yılların küskünlüğü bitecek güzel tuğba..

8 yorum:

Adsız dedi ki...

sevgili öz bu aralar ben seni neden yakalayamıyorum.netde görüşmek üzere sevgilerimle

Unknown dedi ki...

selhun, buralardayım fakat ben kapatınca sen açıyorsun galiba.zamanı tutturamıyoruz.ben genelde sabahları nete giriyorum.akşam çok nadir girebiliyorum.öğleden sonrada işteyim.
senin içinde uygunsa yarın görüşelim?
bu arada ben delirdim mi?aklıma gelen her şeyi yazıyorum.bu yanlış bişey olabilir..

Adsız dedi ki...

Allah'a küsme tuğbacım,ardımızda bıraktıklarımızdan sıyrılmayı becerebilirsek sağlıklı ve güzel bir ailemiz olduğu için keyfini süreceğiz ama insanlığın zayıf yanları elinde olmadan fırlıyor dışarı...

Profösör dedi ki...

bunları paylaşıyorsun ya, inan herşeyin iyisi olacak. Güzel çocuğun da var. Bir aile düzenin var. Başkaları için ancak kültür paylaşımı olsun. Sana ağır gelecek yükün altına girmemelisin. Senin dostluğun ve samimiyetin yeter de artar bize..

Ebru dedi ki...

Merak ettim seni çok yoğunum bu hafta gelemiyorum pek.
Ama Okuması keyifli ödülü yolluyorum ekle sayfana tamam mı benden sana. Keyif veriyor.
Öpüyorum seni :)

zuzuların annesi dedi ki...

Bir solukta okuyupta...Kaç soluktur ne yazacağını bilememek?

Sadece;
bence zorkısmını çokca atlatmışsın
cnm.Yaşadıklarını bu kadar güzel paylaşman,farkında olman ve kızın için endişelenmen bunun göstergesi.

Elindekilere sarıl,anın keyfine var...Sen bu kadar biliçliyken kızın için kötü bir etki yaratacağını hiç düşünmüyorum ben...Çünkü senin içinde kocaman bir SEVGİ var...

Herşey gönlünce olsun dilerim...

pinar dedi ki...

ozummm okuyorum seni ama cocuklardan firsat bulup yorum atamiyorum yazabilmen bile seni hafiflettiyse seker doktoru dinle derim ben sevgiyle kal

Adsız dedi ki...

Yazıyı bitirdikten sonra düşünür buldum kendimi. Allah yardımcın olsun.

Sevgiler.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...