insanın içinde birikenleri çıkarıp atması zordur bilir misiniz?artık midem rahatladı.huzurum geldi ama içimde kusmam gereken bir kaç şey daha var.
sonra bir suçluluk duygusu sardı beni ''ben ne yapıyorum, bütün mahremlerimi dünyaya ilan ediyorum''dedim.bunu bir doktora muayenehanesinden anlatmakla dünyaya ilan etmek arasında çok büyük fark var.ama içim öyle dolmuş ki tutamadım kendimi.bir gün bunun zararını görmem inşallah...
hayat tüm hızıyla akıyor.pazar günü gelin hanım bize gelecek.annemi, kardeşimi, gelini mutlu etmem gerektiğini söyleyen mükemmeliyetçi karekterimle başbaşa kaldım.o bana bütün evi yıka, alışverişe git en harika yiyecekleri al, evinde çok pisss diye bağırıyor.bense becerip beceremeyeceğimden emin değilim ama onun emirlerini azaltarak yapmaya çabalıycam.
mesela bugün okul yarım gün.evden erken çıkmam lazım.akşama anca dönerim.bu yüzden hafta içinin çamaşırlarını makineye attım.yeni çamaşır makinem çok uzun yıkıyor.2:40 bir makinenin yıkanması.heralde asamadan giderim.assam ne olur ki , bu yağmurlu istanbul cumasında...
öğleden sonra kızı eve yollamıycam.toplantıdan sonra bebeği olan bir arkadaşımıza hediyesini götüreceğiz.acaba gitmesem mi?hem zaman geçer ..bilmiyorum.sonrada alış-verişe gidecem.hemde kızımla.ben yumurta -yoğurt vs. alırken onun ''anne ınkılaba gidelim kitap alalım, oyuncakçıya da gidelim''diye tutturacağını daha gitmeden biliyorum.kendi sukunetim için onu eve yollamam lazım ama babası cuma namazına gideceği için evde tek kalsın istemiyorum.
ben işte böyleyim.kendi kurallarıma göre hemde bana zarar veren bu kurallara göre yaşıyorum .''mükemmeliyetçi kişilik ''diye bir kitap aldım.okurken bana uyan kısımların altını çiziyorum.ve inanın insanın en zor kişilik türüne ait olduğunu kabul etmesi çok zor.
zaten kendimi öyle görüyorumki, mükemmeliyetçi kişiğe, panik atak denen illete ve ülseratif kolit belasına alışmakta hep zorlanıyorum.bunlar kesin tanılar olmasına rağmen aklımdaki kurt ''len bu doktorlar yanılıyorsa''diye fısıldıyor.prozac denen ilaç kapsülü damarlarımda gezerken , onun sesi yükseliyor bu sırada ''hayır doğru hepsi kabul edeceksin ve hepsiylede uyumlu olacaksın''diyor.bunların hepsi bir rüya mı olsaydı acaba...ne güzel olurdu...
işte ben rutin, sakin hayatımın içinde bunlarla beynimde konuşurken müthiş yoruluyorum.akşam yatağa yattığımda tüm gün koşmuş kadar yorgunum.ve sabah saat 6 da çalan telefonun mekanik sesiyle aynı güne günaydın diyorum.
hafta sonu çok yoğun.kurstan sonra kızın provası var.akşama ancak dönerim eve.ve fenası pazar günü gelecek gelin için elimden geleni yapmam lazım.bu kadar az zaman ve bu kadar yapılması gereken iş...
kendimle kavga etmeye gidiyorum.doğru yolu gördün ama niye o yoldan gitmeye uğraşmıyorsun diye...
25 Şubat 2011 Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
elinde olsa degiştirirdin herhalde demek kendine güc yetiremiyorsun canım.herşey güzel olacak istemiyorsan yazma ben kaldıramıyorum o yüzden anlatmıyorum artık insanın hiç bir şey yaşamamış insanlardan laf duymak agrına gidiyor birikiyor bir gün paylatlayacak bırakalım ogün düşünelim.sevgilerimle canım özüm.
sen olduğun gibi bir insansın. İçini boşaltıyorsun rahatlıyorsun o kadar. Hem senin durumun farklı. Bazen insan kendi kendine de kavga edebilir. "ah bu kafam" diyebilirsin Ebru Gündeş öyle demiyor mu?
Yorum Gönder