5 Ocak 2011 Çarşamba

'''vaktiyle seyahate çıkan ve karısının yanına ancak 2 yıl sonra dönebilen konstanzlı bir tacir, karısının yanında bir oğlan çocuğunun bulunduğunu görür ve tabiki bu duruma çok öfkelenir.kadın bir gün dağda bir yürüyüşe çıktığını dağdaki karlardan yediğini ve çocuğuda bu karlara borçlu olduğunu söyleyerek işin içinden sıyrılmaya çalışır.tacir sakinleşir ve bir şey demez.beş yıl sonra akdeniz yolculuğuna çıkarken çocuğuda yaynında götürür ve yolda satar.döndüğünde ise karısına kar çocuğun suriye güneşine dayanamayarak eridiğini söyler.
kardan çocuklarla dolu etrafımız.adam yokluğunda yapılmış, havucu burnunda, kömürden dişleri ağzında , şapkası başında, süpürgesi kolunun altında kardan küçücük çocuklar.evet yalan dinleyen, yalan dinleye dinleye büyüyen, yalanlara alışan ve yalan söyleyerek oyuna katılan , oyunu sürdüren zavallı çocuklar.
kardan çocuklarla başımız dertte.güneşin onları erittiğini bildiğimiz için başımız dertte.bilmesek ızdırap çekermiydik?kardan çocuklar ihanetin çocukları.ihanet onları yok ediyor.yalan dünyaya bir yalanla geldiler ve yalan dünyanın sahipleri bir yalanla onları yok ediyor.
söyleyin hangi yalanların yanında yer alayım, dağdaki karlardan çocuk peydahlayan annelerin yalanları yanında mı, akdeniz tarafında dolaşırken kardan çocuğu yok eden tacir babaların yalanları yanında mı?'''

bu yazıyı dücane cündioğlu yazmış.benim hoşuma giden güzelliklerden biriydi bugün...

çok kötü durumda değilim.iyiyim hatta...

akşam benim velilerden biriyle döndüm eve.aynı semtte oturuyoruz.tabi o yeni moda meşhur sitelerden birinde , bende sıradan bir sitede.bana yılbaşımın nasıl geçtiğini sordu.''benimki çok kötü geçti, kadın çekememezliğine kurban gittim dedi.arkadaşlarımla ...parka gittik biliyorsunuz 7 yıldızlı dedi.oranın sahibi bana evlenme filan teklif etti .arkadaşlarımla kimse ilgilenmedi.sonra kıyamet koptu.kızların itibarı varmışta kimse onlara bakmamış.bir de bunlar ünlü markalardan elbiseler almışlar, süslenmişler güzelleşeceğiz diye...bende evde düzleştiriciyle saçımı yaptım , elbisemi giydim çıktım.ayy ne kıskandılar...''dedi.

ben gülmek için tutuyorum kendimi.bana anlattığı şeye bak...benim tam tersim bir hayat...üstüne birde ''bugün yükselen yaya geçti 10:30-11 arası keşke meditasyon yapsaydınız.çok verimli bir zamandı , her istediğiniz olurdu ''demez mi....

başka başka hayatlar yaşıyoruz...hepimiz kendi hayatımızı güzel ve doğru sanıyoruz...

3 yorum:

Profösör dedi ki...

İşin öz'ü iyi insan olabilmekte. Dostluk mertebesine erişebuilmekte. Ayrı ayrı düşünceler ve duyguları yaşasak da, gönüllerimiz bir olsa.

Adsız dedi ki...

ya bende bazen sorguluyorum.bu insanlar hiç mi hayatda bir şey düsünmez.evet cevabı yapışıyor sonra firavunun hayatında 1 kere başı agrımadıgı için gaddarca o piramitleri diktirdi insanlara. bu kadınlarada sadece sac baş düzeltme derdinden başka dert vermemiş.ki dertleri erkekler,arkadaşlar falan filan.neyse özüm ikimizde meditasyon saatini gecirmişiz.demekki aynı dırdırlarla beraberiz.hayat güzel herkese ve herşeye ragmen.Allahta öyle yaratmış bu güzellikleri ne yapalım biz piramid yapmaya devam>>>> sevgilerle canım...

Ebru dedi ki...

İyi olmana sevindim canım.Önemli olan da bu. Bence o kadının payı çok bunda ne dersin? Sağlıklı ve öyle olsan düşünsene??

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...