sertap erener....ülseratif kolit hastalarının en meşhuru.röpörtajını okudum.o ünlü ve farklı bir hayat yaşamasına rağmen , benzer duyguları yaşamışız.ve o zincirleri kırmış, iyileşmiş görünüyor.bende biliyorumki , içimdeki bazı sorunları halletmeden barsaklarımdaki kanama bitmeyecek.bu röpörtaj bana moral ve güç verdi...
Peki “Ölüm ve Yaşam”la başlayalım. Bu bölüm hastalığınızla başlıyor değil mi?
- Evet ve bu bölüm konserde de “Yalnızlık Senfonisi”yle başlıyor. Elimde bir serum şişesiyle sahneye çıkıyorum. Gerçekten de öyleydi. Bu albümü yaptığım sırada hastaneden çıkıp stüdyoya giderek şarkıyı okumuştum. Eğer bu şarkıyı söylemeseydim o albüm piyasaya çıkmayacaktı.
Siz 11 yaşında kolit rahatsızlığına yakalandınız. Çok uzun süre sıkıntılar yaşadınız. Birkaç kez ölümle burun burna geldiniz... Şimdiki Sertab bambaşka biri değil mi?
- Ben tam 21 yıl bir kanamalı hasta gibi yaşadım. Kolit, bağırsakta yaralar olan ve durmadan kanayan bir hastalıktır. Ve ben ameliyatlardan sonra yıllarca tuvalette kan bekledim. O korku benden çok yavaş bir şekilde gitti. Dolayısıyla hastalandığım dönem gerçekten çok sıkıntıların çok acıların olduğu bir dönem. O dönemde yaşayan başka bir kız çocuğu, başka bir kadındı. Dediğiniz gibi şu an konuşan başka birisi. O korkularla yaşayan kadını öldürdüm ben. Hatta öyle bir şey oldu ki, o acılı, hastalıklı döneme ait korkuları, problemleri bu DVD ile birlikte içimden çıkarıp “alın seyredin arkadaşlar, bu başka biriydi”ye getirdim.
1995 yılından, yani ameliyat olup bu hastalıktan kurtulduktan sonraki bölümü “Yeniden doğuş” başlığı altında topladınız. Seyirci burada neler izleyecek?
- Şimdi üzülen ve ezilen ego yaşamak istiyor. Benim içimdeki memeli, insan, ego dedi ki: "Artık acı çekmek istemiyorum." Bunu tedavi etmek için, kendi içime doğru bir yolculuğa çıktım. Çıkarken de dünyaya, hayata şöyle bir baktım. Neler yaptığıma, yapmadığıma, ne kadar risk aldığıma, bir sürü şeye. İşte bu bölüm, yani diriliş bölümü “İncelikler Yüzünden” şarkımla başlıyor. “Zor Kadın”, “Kumsalda” şarkılarımla da devam ediyor. Biraz da bu bölümde popülerliğin keyfini çıkaran, eğlenceli, acı çekmeyen bir kadın var artık.
Bir yanardağ patlaması gibi bir şey bu.
- Aynen öyle. Sema, o kadar acı çektim ki. İçimdeki o eğlenceli, neşeli kadını hiç gösteremedim. Hem toplum baskısı hem de sanatçı olmamın yarattığı sıkıntıdan dolayı "Aman o ne der, bu ne der" baskılarıyla birçok şeyi yaşayamadım. Hele bu coğrafyada adamı törpülemek üzere kurulmuş bir düzen var. Herkesi aynı yapıp bir kutu içerisine sıkıştırıyor. Ondan sonra sözüm ona yaşıyorsunuz. Bazı insanlar bu soruları sorup, bir yolculuğa çıkabiliyor. Bazıları da hayatlarının sonuna kadar bu soruları sormadan, hayatı, kendini sorgulamadan göçüp, gidiyorlar. Bu soruları sordurtan kimdir, nedir, hangi sestir bunu bilmiyorum.
Bu soruları sordurtan şey, ölümle birkaç kez burun buruna gelmek...
- Evet, ya hastalıklar, ya sevdiğin birinin ölümü seni bazı şeyleri sorgulamaya itiyor. Ne yazık ki hayat seni sıkıştırdığında böyle sorular sormaya başlıyorsun. O zaman ne dayatmalar, ne öğretilmiş şeyler umurunda oluyor. Matrix filmini bu yüzden çok beğenmiştim. Bir de bu coğrafyada kadınlar üzerinde ne yazık ki çok fazla baskı var. Bu baskılar da seni çok sıkıştırıyor. İşte bazı gerçekler de seni bu baskılarla yüzleştiriyor ve “Bir dakika ben yaşamak, nefes almak istiyorum” dedirtiyor. Ben bunları yaşadım.
Ve üçüncü bölümde de “Aşk”ı anlattınız. İyileştikten sonra başka bir Sertab olduğunuzu, artık hayatı kendi istekleriniz doğrultusunda yaşadığınızı söylüyorsunuz. Bu değişimden aşk nasıl payını aldı peki?
- 11 yaşından itibaren hastalıkla yaşayan ve aşklarını da bu hastalıkla beraber yaşayan biri olarak, gerçekten içimde sakladığım, kendi özümde olan esas kadını, kızı yaşayamadım. Bunu yaşayamadığım için de aşkı da yaşayamadım. Ve ben bu değişimle beraber gördüm ki, içimdeki kadın da aşkı başka tanımlıyor. Ben aşkı o güne kadar hep kendini güvende hissetmek, bağımlılık duygularıyla yaşamışım. Hiç ayaklarım yerden kesilmemiş. Oysa değişen Sertab aşık olunca ayakları yerden kesildi. İşte şarkıları da besteleri de bu dönemde yapmaya başladım. Başka bir tarafımı fark ettim. Ve ben o ayaklarımı yerden kesen aşkı, Demir'le yaşadım. Ve o aşk, beni bir şekilde tedavi etti. Korkularımdan kurtuldum. O ölü toprağını üzerimden attım, nefes almaya başladım.
5 Ocak 2011 Çarşamba
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Cok sasirdim okuyunca...herkeste ne dertler var ya tv de gorsen oh yasama bak dersin ona gore ne var dersin ama isin gercegi farkli her insan bi kilitli kutu ne firtinalar donuyor icinde...Insallah sende biran once kurtulursun Ozum...
hem tedavinin üstüne üstüne gideceksin, hem de duayı dilinden ve gönlünden esirgemeyiceksin. en azından hergün bu bloğu okurken duayı eksik etmediğimiz gibi.
Yorum Gönder