3 Ocak 2011 Pazartesi

çok sevdiğim iki şarkıcıdan birlikte söylenmiş güzel bir düet...beni mutlu etmeye yetecekte artacak bir neden...

melek arkadaşım , elinde bir kitapla çıkageldi gene(ben hiç bir zaman birini bu kadar düşünerek hareket etmemişimdir.kızımla ilgili detaylar dışında).bu kez kitabın adı ''insan ne ile yaşar-tolstoy''kitabı aldım elime biliyorum ki kuvvetli ihtimal bir yerden bana mesaj çıkacak.sayfaların arasında bu kez bana özel olarak yazılmamış ama belki özel olarak bırakılmış bir gazete küpürü var.öncel öziçer yazmış.nazardan korkup susma ağzını açmaya korkma temalı bir yazı.beni en çok etkileyen kısmı KRİZ KIZ olduğum için şu bölüm:hayatında dram yoksa yaratanlar var bir de .dram bağımlısı olanlar.her şeyin yolunda gitmesi huzurlarını kaçırıyor.bu adam bu kadar mükemmel olamaz,böyle bir terfiyi hak etmiş olamam,sağlıklı görünüyorum ama acaba gizli bir hastalığım mı var?işler bu kadar yolunda gidemez.kesin altından bir ibişlik çıkacak.hazırlı olmalıyım kendimi fazla salmamalıyım, çok mutlu olmamalıyım.mutluysamda bunu herkesle paylaşmamalıyım''
tam olarak bu tür bir insan değilim.ama hayatımın en huzurlu döneminde burun buruna geldiğim iki kronik hastalığa bakarsak KRİZ KIZ olduğum için bunlar başıma gelmiş olmalı.
panik bozukluk için , al-dım kabul ettim.beynimi çok meşgul ediyor şu günlerde.düşüncelerimle onu yarattığımı biliyorum.engellemekte mutlakaki benim gayretimle olacak.önce düşmanını tanı taktiğiyle gidip panik atak sitesinde gezdim bugün.evet benim yerim orasıymış.çünkü benzer şeyleri yaşıyorum.ordaki insanlar kadar yoğun olmasada yaşadığım kesin.mesela tansiyon meselesini benim gibi yaşayanlar olduğunu bilmek güzel.ama oradaki hiç kimsenin ÜSTÜNE  bir de ülseratif koliti yok...
sabah biten ilacımı yazdırmak için aile hekimine gittim.üç aylık ilacımı aldım.bugünlerde barsaklarımla dostuz.beni üzmüyor.derken akşam yemeğinden sonra kanama geçirdim.bu canımı yakmaya yetti...belki o SOS veriyor, kendini üzüyorsun diyor yada son verdikleri ilaç hafif geliyor.daha yoğununu kullanmalıyım.ve ben bugün 3 aylık ilacımı aldım.lavmanı almam belkide imkansız.içimden küfürler ettim.kaderime , bir türlü içinden çıkamadığım hastane-hastalık-ilaç üçgenine....yaşıtlarım sadece çocuk doğurmak için hastaneye giderken ben yakamı kurtaramıyorum.bu panik bozukluk mu, hem panik bozukluk hek ük mi, her ne haltsa kısır döngünün içinde tıkılıp kalıyorum.

oysa hayat geçiyor.temmuzda 35 ime giriyorum.22 yaşıma kadar bir şey anlamadığım hayatımın 30 una kadarki kısmı küçük kızıma adanarak geçti.ve son 3 yıldır bir arpa boyu yol gidemedim.ve şimdi psikiyatristimin randevu günün bekliyorum.bana yardım edebilecek mi?bana benden başkası yardım edebilir mi?ben kendime nasıl yardım edebilirim?bunu bilmeyi çok isterdim...

NOT:aslında bunların hiç birini yazmak istemiyorum.yemin ederim istemiyorum bende bıktım gerçekten...

6 yorum:

Profösör dedi ki...

Bence yazman doğru bir davranış. Bizim de bir yakınımızın başımızdan geçti. Beş sene sonra sağlığına kavuştu. Biz seni takip edelim.

Ebru dedi ki...

Seni o kadar iyi anlıyorum ki. Kronik bir rahatsızlıkla üstelik sık sık ataklarla yaşamak çok yorucu vücudun kimyası bozuluyor depresyona girmemek o kadar zor ki. Canım ben de 28 ocak da 36 yaşında olacağım kendimi bildim bileli hastayım, hastanedeyim. Bazen sapasağlam uzandığım yatağımdan sabah kalkamıyorum, kalsam yürüyemiyorum eşim tutuyor kollarımdan ayak bileklerim diz kapaklarım ödem toplamış oluyor ve nasıl bir acı ardından karnım başlıyor ardından ateşim çıkıyor ardından kalp krizi gibi göğsümde batmalar (her 5 dk da bir) mutlaka hastanede sonlanıyor ataklar. (birkaçı evde) iki kişinin kollarında gidiyorum ve ne zaman o halde gitsem acile yanımda yatan hastalar en az 60-70 yaşında oluyor. Bir defasında minik bir çocuk vardı sonra götürdüler onu. İsyan etmiyorum öyle kuvvetli inançlarım yok ondan da değil de ölmedim ya diyorum bazen.
Babam öldüğünde 17 yaşına yeni girmiştim 3 sene prozac kullandım bir gece ölmek istedim (20 yaşındayken) ona gitmek içtim bir avuç ilacı bekledim sonra annem buldu yarı baygın sonra utandım kendimden 4 çocukla hayata direnen annemden utandım.
Çok zor biliyorum canın yanıyorken gülücükler dağıtmak. birçok maskem var derim hep çıkarıp çıkarıp taktığım en çok canım yanarken maskelere ihtiyaç duyorum sanırım. dibe vurduğum ansa yeniden toparlanmaya başladığım an. bir insanın kendini her gün yeniden toparlamaya çalışmasının ne demek olduğunu da iyi biliyorum.
üzülme olur mu yaşayacağız başka çaresi yok çocuklarımız için
ne zaman işe gitmesem ida anne hasta mısın yine der:((
Bu sınavsa bizler bence iyi puanlar alan öğrencileriz değil mii hocam:)

Profösör dedi ki...

Aynı kaderi paylaşıyoruk. Bu bir güçtür aslında. Birbirimizi anlayabilmek. Bunların hepsi geçecektir.

Unknown dedi ki...

teşekkür ederim ikinizede..iyi kalpli insanlarsınız.hiç tanımadığınız birinin dertlerine ortak oluyorsunuz.
geçeceğini biliyorum.yaza kadar barsaklarım düzelir.yaza kadar ruhumda düzelir ilaç verir doktor neşeli halima dönerim.
ama sonra?

bir kaç ay yada bir kaç yıl sonra nüksedecek...yada yaşlanınca artık umursamayacağım çünkü şimdi gençliğime yanıyorum.o zaman yandığımla kalacağım.alışacağım...boşver diyeceğim...şimdi alışma turları bunlar...belki...evet geçecek...

Katun dedi ki...

gülümseyerek okudum yazdıklarınızı çünkü benzer şeyler yaşamışız vede emin olun butür sorunları yaşıyan birçok insan tanıyorum.Ülser , maalesef benim 6 aydan fazla süren huzursuz bir dönemimdi,inatçı olabiliyor kimi bakteriler.o yüzden sıkılmayın,diğeri ise; sizden başkası size yardım edemiyecek, ama hepsi geçecek inanın...
sevgiler..

Adsız dedi ki...

sevgili öz'üm hayata dön bir bak hangi bir şey olduğu gibi kalıyor? neden bu günleri atlatamayasınki?Belki zor belkide kolay atlatacaksın sen sin bunun gidişatını belirleyecek olan.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...