16 Aralık 2010 Perşembe

''herkes; bir parça ilgi bekler. mutsuzluğu birazda bilerek seçer. çünkü biliyorsun ki; mutsuz olduğun anda daha çok dost-arkadaş-yakın olacak etrafında. onlar senin ekseninde dönmeye başladıkça, sen daha çok mutsuzluk yaratacaksın ve zamanla acıdan zevk alır hale geleceksin. giderek artacak bu bencilliğin. herkes seni dinlesin isteyeceksin; herkes sana baksın, herkes senin sorunlarında uğraşsın. onlar senin problemlerini çözdükçe, sen onları daha çok labirentlerin içine göndereceksin. ya da dur; tersi de olabilir. sen kendi zihninin labirentlerinde sorunlarınla hodri meydan atışırken, kimse olmayabilir yanında. sen istemedikçe çıkamayacaksın, daha çok boğulacaksın sorunların içerisinde. bak; burada ne diyorum? “kendin istemedikçe”. işte, işin sihirli anahtarı bu. kendi kendinin doktoru olacaksın. alacaksın bütün problemleri; hepsine teşhisi koyup reçetelerini yazacaksın. “çözemiyorum” deme sakın. yapma bunu. çözemiyorum tembelliğini at bir kenara. bloke etme beynini yapamıyorum diye. kilitleme. elbet bazı yerlerde yardım alacağın kişiler olacak ama insan isterse, bir çok sorunu kendi çözer. bunu unutma.''

dünden beri bu yazıyı düşünüyorum.herhangi biri böyle bir yazı  yazamaz.son derece gerçekçi.tam bana göre...sorguluyor, eleştiriyor.ve çok ta doğru söylüyor....

geçen günlerde asrın icadı SICAK SU TORBASINI keşfettim.bunu ağrılarım yoğun olduğu bir gece kocamın yanında uyurken farkettim.onun vücudu sıcaktı ve o sıcakla karnımdaki ağrı sorunu çözlüldü.o kadar kolaymış işte...ağrıyan karna sıcak su torbası iyi geliyormuş.elimde torba geziyorum:)))))

geçmiş günlerin beni en çok etkileyen olayı kızımın durup dururken ''bir bardak su verirmisin anne ''der gibi ''ona inanmamı bekliyorsunuz ama onu görmüyorum ki, varmı belli bile değil, inanasım gelmiyor ''deyişiydi.çocuklar nasıl doğuyor diye sorsa antremanlıyım ne anlatacağım belli ama 10 yaşındaki kızım Allahı sorguluyor.şaşırdım rüzgar gibi dedim.görünmüyor ama var dedim.elini salladı işte rüzgar onu görebiliyorum dedi.AKIL gibi dedim var ama göremiyoruz dedim''hiç inandırıcı değil''dedi.hıhhh kaldım öyle din öğretmenine niye sormuyorsun dedim.konu kapandı.ama benim için kapanmadı tabi.son iki yıldır Allahla kopmuş vaziyette olan ben için bir de onu onaylayarak anlatmak ne zor.bir de şunu düşünüyorum onun yaşındayken Allah var dediler kabul ettim sormadım bile nerde diye.bu sorguluyor.çağımız insanı gibi mantık çerçevesinde değerlendiriyor her şeyi.amacım zaten onu öyle yetiştirmekti evet ama büyünce nasıl biri olacak ürkmeye başladım.

hayat çok şükürki sakin bir deniz gibi geçiyor.bir takım barsak sorunlarını saymazsak.evde sıkılmaya bile başladım.faydalı bir şeylerle uğraşmak istiyorum ama ne olduğunu bulmak zor.şimdilik kitaplarla idare ediyorum....ikinci bir çocuk fikrini  düşünmeye çalışıyorum ama mümkün olmuyor.beynim bu fikre şiddetle karşı.her sevimli halini düşünsem mantığım basbas bağırıyor bak şu kötü kötü
 yanlarıda var diye.tabi kocamın çocuk felan istediği yok.tek isteyen kızım biri ona ABLA desin istiyormuş.büyüdüğünde her şeyi verdiniz ama bir kardeş veremediniz diyecek biliyorum.oysa kronik iki hastalık var.ilaç sayesinde kocaman bir karnım var.çocuk olsa bakacak hiç kimse yok bakıcıların eline kaldık, yeni sıkıntılar, stresler...yeniden aşılar, onu korumak için evden çıkmamalar....oysa şimdi hayatım sakin bir deniz gibi...yavaş yavaş savaştan çıkmışım ve yaralarımı sarıyorum.kendimi..
 dinliyor, kendimle olabiliyorum....olsa çok güzel bakarım, elimden geldiğince iyi yetiştiririm ama kendimi hırpalarım ve zavallı ruhum bunu kaldıramaz.tatillerden feragat etmem, daha az çalışmam lazım.üstüne gelecek kilolarıda hesaplarsak şimdilik güzel bir yüzüm olduğu için idare eden ben o kocaman halimle güzel yüzünde bakılacak hali kalmayacak.ama ömrümün 6 senesi hızla geçecek.ve ölene kadar sorumluluğunu taşıyacağım kişi sayısı 2 ye çıkacak.SORUMLULUK kelimesinin anlamı benim için fazlasıyla ağırdır.35 e 1 yıl kala artık son durum bu...yıllar sonra pişman olmamayı diliyorum.en azından görünüşte güzel ama yaşarken bana ağır gelen bir hayat yaşadım.bunuda buraya yazıyorum ki ,bir gün gerekirse okuyayım....

6 yorum:

Adsız dedi ki...

sanki faik beyin kitabından alınmış gibi geldi yanılıyormuyum.bencede 2. bebege gecmelisin cünki sen harika bir annesin neden bebişlerin olmasın.hayata yeniden yeni ümitlerle dogarsın her dogum yeniden dogmak.güzel olur güzel sevgiyle mutlu kal canım.

Unknown dedi ki...

selinka, faik beyin kitabını bulmak mucize .internette bile satıştan kalkmış.okuyacağım mutlaka ama ne zaman bulurum bilmem.konyada satan bir yer varsa belki ulaşabilir miyim?hani sen konyadan aldım dediğin için soruyorum.faik bey belediyede çalışıyor zaten.belki bir bağlantı olabilir mi?
bu yazıyı beni twiterda ekleyen birinden aldım.okuduğum ilk yazısıydı ve bence fazlasıyla etkileyici.
2.çocuk konusunuı sabah düşünmüşüm ve yazmışım ama şu an akşam ve bu fikrimden zerre eser yok.zaten ömrüm böyle geçti.olmayacak biliyorum.belki bir kaza olsa mecbur kalsam ama benim gibi insanların başınada öyle kazalar gelmez:)))

Adsız dedi ki...

Canım ben konyada kızkardeşimden aldım cok sevmiştim sonra eşime birisi hediye etmiş.kızkardeşim konyada cok zor bulmuş hatda bekledim filan demişti.faik bey benim kızkardeşimle cok samimiler o konyada olsa sana gönderirdi ama oda diyarbakırda görevli.bu alıntılar onun kitabındada cok vardır hepsi kendi deneyimiyle ortak edip yazmış.cocuk meselesini bence düşün gercekten sevgilerle

pinar dedi ki...

Iste bende sirf ilere pisman olurum diye ikinciyi hemen yaptim iyikide yapmisim:Pilk cocugum on yasinda olsa hayatta yapmazdim tekrar ayni sahneler... simdi ikisi bir buyuyo iste:p

Profösör dedi ki...

1. Sıcak su torbası fikri
benim işime de yarayabilir.
Ben de deneyeceğim.

2. İkinci bir çocuk sahibi olmayı istemek
çok riskli bir durum ise,
bu durumda nice yakınlarımızın çocukları va,
bunlar da biricik çocuğunuzun
kardeşi konumunda olduğunu öğretebilirsiniz.

3. Birşeylerle meşgul olmak,
çocuk kitapları
öykü ve senaryolar
hazırlayabilirsiniz.
Sizin anlatımınız gayet güzel,
bunu yapabilirsiniz.

4. Benin de kızım daha okula gitmiyordu. Sanırım altı yaşlarında olabilirdi.
Annesine sormuş; Anne madem Allah çok büyük biz onu niçin göremiyoruz die. Annesi de baban gelince beraber soralım demiş.
Eve gelir gelmez soru yağmuruna tutuldum.
Annesine sorduğu soruyu bana da sordu; Baktım ki odanın içinde marleyin üstünde çüçücük bir karınca var yürüyor. Çok küçük ama; dedims ki kızıma bu karıncanın önünde bir nokta var. Küçük bir nokta. Belki de bir kırıntı. Onu bu karınca görüyor mu dedim. Görür baba dedi. Bu küçük karınca seni görebilir mi dedim o da biraz düşündü belki görebilir dedi. Bu karınca bu odayı bir bütün olarak görebilir mi dedim. Durdu. durdu. sanırım dedi. O zaman bu karınca bu apartmanı görür mü dedim direkt olarak görmez dedi. Ben ardı arkası sordum. Bu karınca istanbulu görür mü dedim. Bu karınca dünyayı görürmü dedim. Bu karınca evreni görür mü dedim . sustum. O ikna olmuştu. (Ona göre büyük bir apartman uzaktan görülüyordu. Ona göre bir minare görülüyordu. Benim soru şeklimden sonra artık her soruyu bana sormaya başladı.

(Sürçi lisan ettiysem affola)

Unknown dedi ki...

selinka:kesinlikle o kitabı bulacam.konyadaki yeğene güveniyorum bu konuda ...
pınar:ben senin yaşlarındaykende böyle düşünmüyordum.ama senin yaptığında doğru...cesur kadınlarsınız bu yönünüzü beğeniyorum.ama benim hayattan istediğim başka bir şeydi.
profösör:Allahım ya müthişsiniz.teşekkür ederim size.Allahı çok güzel açıklamışsınız.bende din öğretmeninden yardım aldım.kızımla konuştu ama kızım ona ''pek ikna olmadım ''demiş.sizin verdiğiniz bu örnek işime yarayacaktır.
çocuk konusunda isteksizim.olacağınıda sanmıyorum.içimden gelmiyor zaten.
faydalı işlerle uğraşmak isterim fakat bilirsiniz bu tarz işler zor.yazabilecek kapasiteye ulaşmadım henüz.hem yazdığımı varsayalım bu kezde moral bozacak milyon engel var.
teşekkür ediyorum herkese...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...