3 Şubat 2011 Perşembe

hayatımın ve kendimin yüzde yüz değiştiğini görüyorum.
tüm gün evin içinde sıkıla sıkıla yaptığım ev temizleme işleri ve umursuz bir ruh...işte hayatımın özeti bu oldu.

tatile başlayalı bir hafta oldu sayılır.bense evin ıslak -kuru tüm yüzeyleri üzerinde habire çalışıyor ve normalde yaptığım hiç bir şeyi yapmadan yaşayıp gidiyorum.bir haftadır hiç kitap okumadım.internete bile şöyle bir girip çıkıyorum.yemek yemeyi nerdese unutuyorum.aptal bir rüzgarda savrulup duruyorum.

iyiki ev hanımı olmamışım.evde hayat her gün tekrarlanan işler düzeneğinden ibaret.tüm işler süreğen.bir yerde başlayıp bir yerde bitmiyor.tekrarlanıp duruyor.

keşke ev işlerine yardımcı alsaymışım.bu kadar sürmezdi.iki günde biterdi.ama çok detaycıyım.o yüzden iş uzuyor.ev benim evim olmaktan çıktı titiz bir kadının evi haline geldi.bu ben değilim diyorum.şu misafirler gelip gitsede her şey gene karman çorman ama bana ait o düzen olsa.

ah bir de artık prozacın tam etkisini hissediyorum.bana acayip bir umursuzluk veriyor.bir işe başlamışken onu yarıda bırakıp tv deki o saçma sapan evlilik programlarından birini izlerken buluyorum kendimi.sonra kendimi zorluyor yapmam gerekeni bitirmeye çabalıyorum.hem kendimi çok sıkıyor hemde çok gevşek bırakıyorum.bu da beni yoruyor.sonunda kendimi bir yorganın altında elimde kumandayla buluyorum.oysa sadece 2 günüm kaldı.üstümdeki boktan yorgunluğu atıp artık sona ulaşmak istiyorum.

tabi ayağımın altında gezen ve işleri zorlaştıran koca ve çocuk faktörüde var.kocamla meslektaş olduğumuz için aynı tatilleri yapıyoruz.aslında onu ankaraya abilerinin yanına yollayacağım ama bakıyorum hiç gönlü razı değil.ama çokta işime yarıyor.çoğu işi o yaptı.ve müthiş uyumluydu bu hafta.hatta alışverişe gittik ve baya tuttu ama genede sesini bile çıkarmadı.bir meleklik hali var.

karın yağdığı sabah beşte uyanıp camların yarısını sildim.biri benim fotomu çekseydi nette acayip geyik yapardı.sabahın beşinde cam silme....dahada fenası gün aydınlandığında karın yağmakta olduğunu farkettim.acaba uyuyormuydum.cam silen biri nasıl kar yağdığını farketmez.
neyse evin kalan camları hala silinmedi.market alışverişi bitti ama taze meyve ve sebze bulabileceğim bir pazar bulup gitmem lazım.mutfağın duvar fayansları, avize temizliği ve banyo temizliği işleri kaldı.yarın yemek yapıp evi baştan temizliycem.yorganları ve nevresimleri hazırlıycam.artık cumartesi olsun ve misafirler gelsin istiyorum.şu bezgin ve yorgun duruşumu onlara yansıtmayayım istiyorum.gene istiyor istiyorum....

ahada gördünüz mü , her şey benim için nasıl dert , nasıl problem teşkil ediyor.oysa benden 2 yaş küçük defne joy foster dün aniden ölüverdi.bakarsak hayat ne basit...birden ölüveriyorsun...kendini paraladığın hiç bir şeyin önemi yok.bende öyle bir gevşek bir sıkı gidiyorum.keşke sıkı olaydım bu kadar uzamazdı.ah prozac ah...

3 yorum:

Profösör dedi ki...

Moralin yüksek olsun. Ailenle ve dostlarınla varolduğunu hissetmelisin.

Naz dedi ki...

Prozac önce melek ,daha sonra şaşkın melek, daha daha sonra da insanı 'ben nerdeyim?' moduna sokuyor...
bağımlılığını söylemiyorum bile...

:(

bazen gerekli sanırım insana mutsuzluk hali...

Deli Anne dedi ki...

O karmaşa içinde öyle güzel noktalamışsın ki olayı. Çer çöp işler için yırtınıyoruz da yırtınıyoruz.. Bunalıyoruz, bulanıyoruz, etrafımızı,a ilemizi bunaltıyoruz ne uğruna! sonra ansızın küt diye gelen ölüm soğuk bir tokat gibi ççarpıyor surata.. Hayrola acelen mi var deyip kesiyor önünü insanın.. Hatırlamak ve hayatı gereğinden fazla ciddileştirmemek mi gerek bilmiyorum..

Sevgiler. (bu arada benim de misafirlerim var hafta sonu.. ben daha hiç temizliğe girişmedim.. ne halt yiyeceğim bakalım)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...