çok eskilerden biriyle buluştum bugün...eski bir velimle...kahvaltı yaptık beraber...yıllar önce kızım için sabahçı olmak istediğimde beni destekleyen veli oydu.her zaman motive etmek için güzel sözler söylemiştir.yapıcı, verici ve fazlasıyla hassas biri türkan...ve tüm hasaslar gibi ACI çekiyor.tüm iyi insanlar gibi KENDİYLE KAVGALI.tüm adil insanlar gibi DÜNYAYLA UYUŞAMIYOR.bu kez annesinin ölümünden sonra sıkı bir depresyonda...Aman Allahım ben sorunlumuyum?ben harikayım onun yanında...
türkancım uzun boylu yılmazla 14 yıl önce evleniyor.bir kaç yıl sonra yılmazın annesi felç geçiriyor.yıllardır yılmazın annesi yemek borusundan besleniyor ve bezine tuvaletini yapıyor.türkan ona bakıyor.Allaha sığınarak tımarhaneye gitmekten kurtulduğunu söylüyor.inadına evladından gülüyor.harika bir kızı var...ve türkan artık veli-öğretmen ilişkimiz olmasada dost-kardeş ilişkimiz içinde hayatına benide alıyor hiç ama hiç çıkarmıyor.çünkü o da tıpkı benim gibi bu dünyalı değil.biz ayrı bir yerdeniz kesinlikle.(haha deliler kandırın kendinizi demeyin...işin gerçeği bu.bu vefadır.olması gerekendir)türkan bir yıldır evden çıkmıyor.tüm gün evde.kimseylede görüşmek istemiyor.depresyonun cırkını çıkarmış ama bir tek sadece beni istiyor.onda eksik olan bir şey için bana ihtiyacı var.kahvaltıdan sonra alış veriş merkezine gidiyoruz.öyle uyumluyuz ki...benimde ona ihtiyacım varmış anlıyorum.dikkatlice baktıkça bazı insanlara kol kanat gerebileceğimi , insanların bir yönetene ihtiyaç duyduklarını anlıyorum.bugün türkan çok mutlu...
öğleden sonra kocamın yeğeni arıyor hani şu istanbulu kaznacakken başka yeri kazanan yeğen
-yengeeee, mihribah sultanın camisi varmış karşıda 21 martta onun doğum günü .o gün güneşin batışını oradan seyretmek harika bir şeymiş..21 martta oradayım.yengeee sırf seni görmek için geliyorum.senle ben başbaşa...
diyor.Allahım ....bu ne sevgi...gençlik...hayatının en güzel yaşında 19 yaşında.bu kız yengesiyle güneşin batışını izlemek istiyor.ben 19 yaşındayken yengem güneşin batışını izlemek istediğim son kişiydi.ama o beni seçiyor...bu kız gerçekten ilginç.her hafta mesaj atar.mutlaka hayatının içine ben girmesemde beni dahil eder...
sonra kulaklarım ne duydu bugün...yıllar önce barsaklarım ilk hasta olduğunda henüz teşhis konmamıştı ve ne olduğu belli değildi.böyle bir zamanda bizim okuldan bir arkadaş bana şöyle dedi ''barsaklarım hasta diyorsun o kadar hasta olsan böyle kilon olur mu...''(benim hastalığım barsağın ilk 40 cm sinde , yoğun olarakta ilk 20 cm sinde .barsağın son bölümü olduğu için sindirim sorunum yok.sadece o bölümde ülserler var.bu yüzden özel bir diyetim yok.iki yıl içtiğim depresanla 30 kg aldım)bu lafı hiç unutmadım.aradan tam 4 yıl geçti bugün o arkadaş başka birine anlatıyor.hemoroitim en yüksek derecede ameliyat olmam lazım,kanama olunca kafayı yiycem sanıyorum.çok fena bir şey''diyor.ve yıllar önce bana söylediği o lafı hatırlıyorum...kincideğilim ama zamanında bu düşüncesi yüzünden okul idaresi üzeründede etkisi olmuş bir kişi bu.
ve son olarak elif şafakın kitabındaki çizimler harika...o çizimlere bakarak sayfalarca hikaye yazabilirsin.kitapta fena değil.genelde yazarlardan bahsediyor.iyi ki var.yazarlar geçimsiz, aptalca davranan insanlar olsalarda yazdıkları harika...
7 Aralık 2010 Salı
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Yazılarından ibretler alıyoruz. Herkez şükretmeli diyoruz.
canım özüm sen tabiki harikasın.
kendini eleştirebilen insan dünyadaki en iyi arkadaş dost bence.niye bu cok zor,insanların düşünmedigi bir şey.niye fena olmaz senle güneşe bakmak..>>>>sevgilerle canım.
Yorum Gönder