eve döndüğümde , poşetleri kurcalayan kızım ''anne ilacın!!''diye bağırdı...üstümü çıkarmam lazımdı, tuvalete gitmem lazımdı, etrafı düzeltmem lazımdı...dün geceden kalma lahmacun parçaları hala masanın üstündeydi, ayran bardakları, sabahtan kalma puaça artıkları...evde tıpkı benim gibi karman çormandı ..ve insan kendini hemen düzeltemeyebilirdi fakat etrafı düzelterek işe başlayabilirdi...
o sırada kapı çaldı...sevgili eşim geldi...ve doktor randevumun nasıl geçtiğini ,ona hep şeker doktorun tarzıyla ''ee tuğba , zafer napıyor?''dediği gibi bana o tınıyla sordu ''eee tuğba doktor napıyor?''
tam o sırada ilaç aklıma geldi..çünkü doktor bir yıldır kullandığım ilaçtan başka bir ilaca geçirmişti beni..birden ilacı nereye koydum telaşına düştüm...aradım aradım yoktu...tıpkı ilaç gibi kafamda kaybolmuştu..nasıl bir şeyi arar ama bulamazsan inadına arama ihtiyacı duyarsan bende ilacı bulmak için çırpınmaya başladım..ilaç yoktu...çöpe baktım..keşke kendimide çöpe atabilseydim...yok yok yok...bugün can sıkıntımdan param bitene kadar alışveriş yapmış, tonla poşetle dönmüştüm eve ...hiç birinde ilaç yoktu..o sırada cadı kızım kendim için aldığım upuzun sallanan küpeleri takmakla meşguldü...sahi ben kimbilir kaç gündür küpe takmamıştım?bu küpeleri neden almıştım?takacak mıydım?pazartesiden beri aynı siyah tşört üzerimde gezmiştim...sonra orada o mağzada taytımın üzerine uygun bi bluz bulmuş, çıkarmamış..fiyatını bile sormadan almıştım...giyecekmiydim bilmiyordum..öylece giydim çıktım...dışarda yağmur yağıyordu..soğukmuydu bilemiyorum..kafamda havalı keçe şapkam , 10 dakka da bir sigara yakıyor ve ıslanıyormuydum, üşüyormuydum bilmeden yürüyordum..nereye kadar yürüdüm bilemiyorum...bir ara kardeşimin doğum günü olduğunu hatırladım...saat bir miydi, ikimiydi, beş miydi farkında değildim...biriyle konuşmam lazımdı...ve şu an durumumu en zor anlatabileceğim kişi oydu...aradım , özürdiledim geç aradığım için...sesimden anladı anlat bana dedi...dur misafirler gidiyor ben seni birazdan arayayım dedi...
ara bi sokakta bir apartmanın dibine sığınmış konuşuyordum kardeşimle..sigaram bittikçe yenisini yakıyor, ağladıkça daha çok ağlıyordum...bir ara karşı apartmanın penceresinden birilerinin bana baktıklarını farkettim:...berbat görünüyor olmalıydım..35 yaşımdaydım ve 15 yaşındaki bir kız gibi hiç bilmediğim bir sokakta bir elimde telefon diğerinde sigara anıra anıra ağlıyordum...kaç saat sürdü bilmiyorum...sonra kendimi en yakın kitapçılardan birine attım...
raflarda tonla kitap vardı...ve ben her birine bakıyor ama hiç birini göremiyordum...ne garip hiç bişey ilgimi çekmiyordu..oysa ben eskiden sabahın köründe çıkar koşa koşa beni heyecanlandıran kitabı almaya giderdim...bütün rafları gezdim..biyografilere baktım..içinde ''aşk''geçen her kitaba elledim...arkalarını okudum..hiç biri ilgimi çekmedi..
sonra oyuncak bölümüne indim...eve oyuncak almadan gidersem halim yamandı...bişey almalıydım..ve o güne kadar ne çok oyuncak aldığımı farkettim..çünkü neredeyse almadığım hiç bişey kalmamıştı..almalıydım ama neyi..el becerileriyle ilgili-ki kızım bunlara bayılırdı tonla şeye dokundum..offf çok sıkıldım...arada telefonumu kontrol ediyor çekiyor mu diye bakıyordum...kızım...tam o ergenliğe girecekken ben bunalıma girmiştim...onun bitmek tükenmek bilmez enerjisine yetemiyordum..son günlerde ona bağırıyor beni yalnız bırak diye yalvarıyordum...oysa ergenlik ne önemliydi..ben şimdi kendi ergenliğimin çilesini ölene kadar çekecekken aman kızın ergenliği zarar görmesin diye bir de onu düşünmek zorundaydım...oysa ne garip beni kimse düşünmüyordu...ben kendime acımıyordum..ve lanet gibi bir hayatım vardı..hayat..hem tüm imkanlar yerinde şanslı bi hayat hemde berbat bi hayat...ikisi birbirinin olanca zıddıydı ve belkide bu zıtlık benim aklımı yerinden oynatıyordu...evet delirebilirdim..ilk defa bir hastaneye yatarmıyım acaba diye düşündüm...değer miydi?sanırım değmezdi...kendi gücümü bulup keşfetmem gerekti ve lanet olsun ki şu dışarda gezip duran milyonlarca kadın gibi değildim...
kitapçıdan tonla aşk cd si ve aşk kitabı alarak çıktım...normalde dönüşte dolmuşta onlara bakar koklardım ama aklıma bile gelmediler...dışarda yağmur yağıyordu...denizin kenarında ıssız bi yer bulup gene sigara içtim...ne garip geçen yıl bu zamanlar sigara içemiyordum..her bir sigara beni hasta edecek, tansiyonumu yükseltecek sanıyordum...ama şimdi iki pakete yakın sigara içiyordum..boğazım yanıyor ben hiç umursamıyordum...boğazım demişken bugün yemek yedim mi?son günlerde unutur oldum..sanırım yemiştim ..ama neydi bilemiyorum...
dolmuşa bindim..ne kadar ayrılık şarkısı varsa çaldı radyoda..yağmur yağıyordu...ben arada ağlıyordum..kimse görmesin diye siliyordum hemen...en güçlü olmam gereken zamanda ne kadar zayıftım...en kararlı olmam gereken zamanda ne kadar kararsızdım..ve tüm bunlar tezattı..bende tezatların içinde boğuluyordum...dolmuştan indikten sonra baya yürüdüm...tabi kaç tane sigara içtim yürürken hatırlamıyorum...ayaklarımın çok güzsüzleştiğini hissettim...acaba yürüyemezsem, şurda düşüp kalırsam ne olurdu?ölmekten yıllarca korkmuştumda şimdi bana ölüm ne tatlı geliyordu...hadi kızım dedim içimden hedefe kadar yürü...
sabah kızı bi arkadaşına bırakmıştım..onu alıp eve dönmem gerekti...aslında eve yalnız başıma dönüp saatlerce ağlayabilirdim ama kızı almam gerekti..biliyordum ona aldığım oyuncağı beğenmeyecekti...ama onu almalıydım...asansörde yüzüme baktım ve hemen gözlerimi kaçırdım..kendimi görmek istemiyorum...
içeri buyur ettiler..aslında kimseyi çekecek durumda değildim...ama girdim içeri çünkü kızım krep yiyordu ve bitene kadar kalmam gerekti...sahi ben kaç gündür yemek pişirmedim?
sonra ev sahibine her şeyi anlatırken buldum kendimi...oysa anlatmamam gerekti..ben anlattım, o anlattı..kime anlatsam hepsinin yüz ifadesi aynıydı...biride farklı baksa ne vardı..bugün şeker doktor bile aynı iadeyle bakmıştı...hepiniz aynısınız..acıyorsunuz...çare yok biliyorsunuz..belki aa ne güzel bile diyorsunuz..ah onların ne düşünüdüğü umrumda değil....
şeker doktor biraz yaşlanmıştı sanki...ben ondan önce damlamıştım muayenehaneye...zaten bugünlerde bana herkes yaşlı geliyor ne farkederki...seviyorum bu adamı..her zaman bana dostça davrandı..beni bu kezde anlıyor...iletişimiyle yaralarıma dokunuyor...tıpkı bir baba gibi beni koruyor...önce tuğba diyor...batsın tuğba...ben bile tuğbaya acımazken o acıyor..ikimiz el ele vereceğiz hepsi geçecek, yanındayım diyor..
son günlerde çok içimi çekiyorum...geçen gün kocam bana sarıldığında gene içimi çektim...sıkıca sarıldı...beni seviyor..iyiliğimi istiyor ama beceremiyor işte...ilacı buldum..tokaları koyduğum çekmecedeymiş..ilacı ona gösterdim...şirinlikler yapmaya çalıştı...sonra dayanamadı gitti..kahveye gitti..zaten hep böyle yapar, ben ne zaman acı çeksem o koşa koşa kahveye gider...o kendini korur..deşarj eder...acılara dayanıklıdır..dünyanın en mükemmel ama bir o kadarda deli karısına sahiptir...beni hiç dövmez, küfür etmez...eve ne lazımsa alır..uzun tatillerde beni tatile götürür..özgürlüğüme karışmaaz...iyidir hoştur ama boştur...beni dinlemez..benimle paylaşmaz...kişiliklerimiz olağan üstü farklıdır..ben mükemmeliyetçi o narsist...ama gayret gösterir..öyle ruhsuz ve sıkıcı gayreti vardırki sevinemezsin bile...ama bilirsin işte, değerlisin onun için...
şeker doktorla güzel bir sohbetti...ben bilmem kaç tane sigara içtim..o da her sigarada çakmağıyla sigaramı yaktı..prozac bitti...tıpkı citara, paxil gibi ...artık risperdal var...adını ilk kez duydum çünkü böyle bişey ilk kez başıma geliyor...akşamları bir tane yarım içecem...eğer 15 gün içinde ilaca uyum sağlarsam bir doza çıkacam...beni iyileştirecek miş...öbürleri çok iyileştirdi ya bu da iyileştiri eminim...
yeni kurslara yazılacam..fotoğrafçılık, hikaye yazarlığı, pasta kursu, yeni bir yabancı dil...hatta çocuk esirgeme kurumuna gidip gönüllü annelik bile yapabilirim...kafamı meşgul edebilmek için elimden geleni yapmak zorundayım...oysa kafamı kırmayı ne çok isterdim...spora gitmem lazım..yeni filmler, farklı dostluklar...hatta yeni bir bebek...ah yeni bebek...ilaçlardan hiç fırsat olmayan yeni bebek...çivi çiviyi söksün...ama bu sefer çivi bana batacak gibi...
kardeşime ilk bahsettiğimde çığlık attı NE GÜZEL dedi...sonra ben ağladıkça o tüm soğuk kanlılığıyla dinledi beni..yazsana dedi..hepsini yaz..bir kitap yaz..bu senin kitabın olsun...ah kitap yazmak...yıllarca okudum kitapta acaba yazmak nasıl olur ki..bi kere kolay değil..ama içimdeki acı öyle büyükki onu bir gazı dışarı çıkarmak kadar kolay çıkaramıycam...bu acı bende ölümsüzleşecek biliyorum...belki kelimeler derdime merhem olur...zaten şu an öyle bir haldeyim ki, yarın spora başlıyor pazartesi günüde ne kadar kurs varsa yazılıyorum...arada bir de kitap yazmaya başlasam ne olur ki...hepsini denemek istiyorum...hiç biri eksik kalmasın...ya hiç biri işe yaramazsa?offff
kızım yan odadan bağırmaya başladı ''anne açım'''az önce krep yemedi bu çocuk...anne mama , anne lıklık, anne peçete...anne anne anne...sınırsız anne ile başlayan emir cümleleri..oysa ben yazmak istiyorum..onu görmek bile istemiyorum...bir odaya kapanıp yıllarca kalabilirim...ama ben bir anneyim böyle bir hakkım yok...beni rahat bıraksın istiyorum..ne istesin diye soruyorum..''kabuklu fıstık, caramino ve cips ''istiyor...yeterki sussun diye bakkala gidiyorum...yeterki sussun..herkes her şey sussun...içimdeki lanet çığlıklarda sussun.
hiç uykum yok..aç değilim...tüm yetilerimi kaybettim...Allahım sabır ver bana...
7 Ocak 2012 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
9 yorum:
bu ilaç inşala sana çok iyi gelecek canım ablam.
Ama ilaçtan çok insanın dermanı yine kendisi oluyor bence.
yazmalısın.
Daha çok, kendini bu karanlıktan çıkarana kadar yazmalısın.
Bir kitap yazmanı bende öyle çok isterim ki.
iyi,mutlu haberlerini bekliyorum.
çok kıymetlisin çok.!
Evet kitap yazım işi ilaç gibi gelebilir sana.. Yaaa Sabıırrrrrr..
Kitap yazarmısın yazmazmısın bılmıyorum ama,Sen iyisimi şeker doktoru falan birak ve kendı kendının şekerı ol derim ve birde kur an oku,ALLAH'ı zikret sürekli. her şeye positif bak,her şeyi sev,b
irak seni sevmesinler sen ALLAH için sev.Miymiylanip durma.Beni yanına getirme,miymiy seni.Sen bir öĞetmensin ya kendıne gel kendine.
şimdiye kadar okuduğum ennn iyi yazındı,içerik kötü olsa da..
geçecek..geçmek zorunda..geçmeli..
özüm, bişi sorcam pat diye..
bebek mi geliyo ?
nilay, bebek gelmiyor...gelemez tonla ilaç var...hem o sorumluluk bana ağır bi yük...değmez onun altına girmeye...
Bencede şeker dr a ihtiyaç yok biz burada dinliyoruz her şeyide yazıyorsun içinde tutma yaz ama bir de yorumlardakileri dinleyiver bir milyon kere dedim sana..ama nerde tık yok..kızım sen bir sürü iş yapıyorsun çokta faydalısın herkes birde hastalık çekerken bunları yapamaz..maşallah çok güçlüsünde..dır dır etme hade yavrum öperim oranı buranı kendine gel :))
bir, iki, üç, tıpp...
Canım seni çok seviyorum. Geçecek olan herşeyi kitaba çevirme fikrini sevdim.. Ben de yakın zamanda ucundan başlayım ne dersin.. Bana da iyi gelecektir bu..
bu yazıyı okurken evli olduğum zamanlarda girdiğim hayatımın en kötü bunalımlarından 987 numaralı olanı hatırladım .
eski eşimin iyi olmasına rağmen onu hiç istemeyişimi hatırladım .
uzun zamandır boğazıma düğüm atılmıyordu bu yazıyı okuyunca hatırladım .
o halimi görmem mümkün olsaydı
'' inan inan ki çok üzülürsün kendinsin geç kaldığın '' şarkısındaki bu sözün bana ne dokunduğunu hatırladım.
Yorum Gönder