işte bayramdan seçmece fotoğraflar...semaver bizim amasyanın meşhurlarındandır..insanlar deli gibi çay içince dur şunun büyüğünü yapalım demişler..işte o vakit semaver icat olmuş..amasyada semaverciler çarşısı bile var..ben çayı pek sevmediğim için semaverim yoktur..ama babam çok sever..yazlıkta her sabah semaver çayı demler...ve diğer illerdeki ahbaplarına semaver yollar..
piknikte iki küçük kız hayal dünyalarıyla oyun kurmuşlar..akan suyun üzerine yapraklardan tabaklar yapıp, danone kutusunda yemek pişirmişler..banada bu güzel evcilik oyununn fotoğrafını çekmek düştü..bende onlar gibi küçük amasyalı bir kızken böyle evcilikler oynardım..bu fotoğrafla çocukluğumuda andım..
bizim amasyanın her tarafı dağlarla kaplıdır..şehir dağların arasında yemyeşil kalır..çok otantik olan şehre dağlara oyulmuş kral kaya mezarları ayrı bir tat katar...
minyatür müzesini gezmek bu yıl nasip oldu..amasyanın küçük bir örneğini yapmışlar..bu müzede amasyanın 24 saatini görmek mümkün..akşam ezanı okunuyor ve şehir kararıyor..bu minyatir 1904 yılının amasyasına ait..
amasyanın en meşhur camii...bahçesinde dev bir çınar ağacı var..nice şehzadeler bu camiden geçti..camiye giriş kapıları özellikle kısa yapılmıştır.böylece insanlar caminin bahçesine eğilerek girerler..bir tür saygıdır...bense bu caminin bahçesinde yaşamış nice insanları düşünürüm hep...
offf pirzola...biz küçükken babam her haftasonu pikniğe götürürdü..bıkmıştım hatta..ama yıllardır uzak kaldım pikniklerden..babam gene bizi alıp pikniğe götürdü..ağaçların arasında keyif çattık..pirzolalar güzeldi ama annem hep birlikte yiyeceğiz diye tutturunca soğudular..ama bu keyfi tatmak güzeldi..
bizim bağın kızılcıkları...bağ bakım istiyor..babam hobi olsun diye bu bağı aldı..fakat anlattığına göre tekniğini bilmek lazımmış..mesela otlanmaya karşı ilaçlar filan varmış..ben uğraşamam..hobi bile olsa..ama ağaçların arasında dolaşmak keyifli..
kelimelerle anlatamıyacağım kadar lezzettli bir domates..elinde kokusu kalıyor, ağzında kokusu kalıyor..karnını doyuruyor..bize istanbulda domates yerine başka bişey yediriyorlar kesin...
rahmetli babannemin evi..tüm çocukluğumla ve baba tarafından akrabalarımla anılarım bu evde geçmiştir..bu anlamda aile tarihimizin kanıtı bu ev...eski mimari tarzında , içindeki ışık anahtarlarından tutunda üst kata çıkan merdivenlerine kadar orjinaldir..içinde ocaklık ayrıca odaların içine gömülmüş banyolarda var..bence harika bir ev...
oysa ben küçükken annem hiç bu eve gelmek istemezdi..bana öğretirdi ''dede bu eve bir kibrit çaksak yanar''de derdi..bende söylerdim..babanneme gitmeden önce öyle şeyler anlatırdıki, ben bu evde hiç uyuyamazdım..sabahlara kadar hayaletler evde geziyor sanırdım...ah anne...büyüdüm ve sevdim bu evi...her zamanda sevgiyle anıcam..güzel ailemin güzel hatıraları var bu evde...mesela tüm halalarım, amcam, bazı kuzenlerim bu evde evlendiler..ölen rahmetli kuzenlerimin bu evden cenazesi çıktı..şehir dışındaki kuzenlerimin çocuklarının sünnetleri bu evde oldu...
ben seviyorum bu evi..beni duygulandırıyor...
küçükkende vardı bu çeşme..ahıra bakan tarafta...tavuklar gezerdi gene...rahmetli dedemin ölmeden önce benim lafım üzerine yapmaya başladığı yeni evin sol tarafında..hala ahırın kokusu burnumda..sarı kız senin derdi babannem..o süt sağarken onu seyrederdim...
bu baklava dünyada en sevdiğim yiyecektir...bu bizim ladiğin kendi unuyla , şekeriyle, havasıyla piştiğinde nefis olur...benim için çocukluktan kalma bir damak tadıdır..sırf bu baklava için bayramda ladiğe gidebilirim..çünkü o baklavadan öte dilimde kalmış mutlu günlerin tadıdır..bana baklava pişiren halalarım ve yengeme selam olsun..elleri dert görmesin....
80 lerde çocuk olanlar bunu hatırlar..samsundaki parkta görmek ne güzel oldu..siyah beyaz tv yi kırana kadar ondan sonrada renkli televizyonumuzda çook izlemiştimmm....
she la...gölgelerin gücü adına..güç bende artık...güçlü kuvetli kız shela..oysa şimdi kadınlar eziliyor, kadınlar güçsüz...senin fanınım shela...
halam sağken samsunda otururdu..biz amasyada oturduğumuz için bazen samsuna giderdik..halamın evinde saatlerce bu kutuyu seyrederdim..içinde çeşit çeşit marka sigaralar vardı...pul koleksiyonu yapan, para biriktiren çoktur ama benim halam sigara biriktirirdi..hemde hiç sigara içmemesine rağmen...bu kutunun içinde çeşit çeşit eski zaman sigaraları var..halam ölünce kuzenim bu kutuyu atmaya kıyamamış..koltuğun arkasında bu koleksiyonu görünce çok sevindim..çünkü bu kutuda çocukluğumla ilgili bir iz vardıı...ah rahmetli halacım keşke beyin kanserinden pat diye ölmeseydin...
bu yaz akdenizi gördüm, ege denizini gördüm, marmara denizini gördüm..işte bu da karadeniz...samsuna ufak bi bakış...
yıllar sonra geçmişle bugünü birleştirmek güzel oldu..yaşlanıyor olmalıyım tüm bunlar beni duygulandırdı...
2 yorum:
Süperdi fotoğraflar ...halanın kolleksiyonu da çoks evimli.sigara içmeyen birine göre farklı bir anlamı olsa gerek...
Süper bir posttu :)))
süper yerler gezmişsin ne güzel o samsun daki prka bende gitmiştim çocuklar için hoş bi yer ama en çok kızılcık ağıcını sevdim yalova da gördüğüm her yerden kızılcık aldım o kadar çok yedimki bide evde kimse yemiyor hepsi bana kaldı sizin o ağacıda bitirdim her hal YAŞASIN KIZILCIK SEVENLER
Yorum Gönder