10 Haziran 2011 Cuma

BİR KADIN BİR KAHVALTI İÇİN EN AZ NASA KADAR ZAMANLAMA YAPAR...

fiuvvv ...evime döndüm..yani bloğuma..

okulun son günleri süper..çok az öğrenci var...bazen sıkılıyorum bazen eğleniyorum hemen akşam oluyor..öyle çok -öyle az vaktim varki, yandaki kitabı altını çize çize okumama rağmen bitiremiyorum...

yarın şeker doktorla randevum var..bu sefer bi arakadaşımda randevu aldı beraber gidecez.onun randevusu 12 de benimki 4 te..ama aynı doktora gidiyoruz:))böylece bireysel yaptığım tek şeyide (şeker doktora gittiğim günler evdekilerle alakam olmaz..tek başımayımdır..her randevu sonrasında kadıköyde gezerim bir başıma.bir tür yalnızlık coşkusudur benim için)bitirmiş oldum..tabi bazı şeyler bana özel kalmalı..başkaları araya girmemeli..ama bu kadıncağıza üzülüyorum..

şimdi bunun kızıyla benim kız aynı sınıfta..benim öğretmenden hiç şikayetim yok..her zaman sever desteklerim...özel günleri atlamam..ve 4 yılı bitirdik sorunsuz..öğretmende benim kızı çok sever..ben bazen şikayet ederim kızı , üzülür..

bizim ilişkimiz böyle ...ama bu arkadaş sürekli öğretmenle sorun yaşıyor...öğretmen onun kızına gerçektende kötü davranıyor..kız eve gelip annesine ağlayarak anlatıyor...kadıncağız kafasına takıyorda takıyor..derken uykusuz geceler vs..liste uzayıp gidiyor.gerçi ben öğretmenin işine karışmam ama bu öğretmen ne yapmış ne etmiş hepsini biliyor.müdahaleci tavrı öğretmeni rahatsız ediyor..kadın beni arayıp telefonda saatlerce ağlıyor..bana bi de????bende dedim benim doktora götüreyim seni...benim randevumun olduğu güne gün aldı...

''seni arıyorum ÇÜNKÜ panik ataklı bir arkadaşım, panik ataklılarla konuş , ancak o sayede kurtulursun ''diyor dedi...hakkınızı helal edin blog dostları çok kafanızı şişirdim..oysa panik bozukluk dışardan bakan birinin görebileceği bişey değildir..birine bakıp içindeki fırtınayı anlayamazsınız...ben böyle durumlarda insanları rahatsız etmekten çok KORKARIM...kendi içimde yaşarım..kocam bile çok az ortak olur derdime...

tabi şeker doktor dertlerin çaresi değil..neden değil?çünkü sihirli değneyi yok..muhtemelen ilaçla onu uyuşturacak , bir kaç teknik , yönlendirme derken zaten zamanla iyi hissedecek..bu kadıncağızda had safada kızına ve kocasına kötü bi şey olacak, onları kaybedecem korkusu var..

bendede mesela sağlıkla ilgili takıntılar var..ruh hastalıkları zor mesele..çok acı çekiyorsun..ilaçsız dönemde ızdırabın sonsuz..her şey zor senin için..mesela ben yaz mevsimini zor atlatırım.sıcakta nefes alamam..nefes alamdıkça sıkıntı basar..sanki tüm sülalem ölmüşte bi ben kalmışım gibi sıkıntı oturur içime..ve yaz mevsiminin gelmesiyle o korkunç korku yapışır yakana..bu yazda zor mu geçecek?bu hastalık bir yaz mevsiminde tapulanmıştı bana..ne kötüydü o yaz..kalbim neden hiç yorulmadan çalışıyor derdim..biraz dursa dinlense..ya şimdi nefes almayı unutursam...ve emin olduğum bişey vardı..kesin bugün ölecem derdim..ölmezdim ama bir kaç gün sonra gene o duygu başlardı..bugün ölecem...

ilaç çözüm ama korkuyorum çünkü ömrüm bu ilaçlara bağımlı mı geçecek?terapi kaç yıl sürecek?tüm bunların sonu yok gibi..ve mükemmeliyetçi bir kişinin kendi elinde olmayan bişeye yenilmesi çok acı ...

bir yandanda bakıyorum bütün yazarlar, bütün şairler acı çekmiş.acı çekmeninde bir kutsallığı var...eğer insan acı çekmeseydi , yüzümüzdeki çizgilerin ne anlamı olurdu..onlar bizim hikayemizi anlatıyor..ve kadınların hikayeleri hiç bitmez..

şimdi yandaki kitaptan altını çizdiğim bir kaç yer var..onları sizlerle paylaşmak istiyorum..

''bir kadın bir kahvaltı için en az NASA kadar zamanlama yapar...''ben o kadınlardanım 3 dakka geç uyansa evdekiler , hazırladıklarım soğur..kötü kötü ama ne yapayım huylu huyundan ...


''oysa bir gün kendine geri döneceksin bu yüzden dikkat ette fazla uzaklara gidip geri dönüş yolunu kaybetmeyesin'' ben çok uzaklara gittim ya, keşke biraz giderken ekmek kırıntısı ataymışımda kolay döneymişim..dön dön bitmedi la..

''yıkanıp paklanıp bizim için hazırlanmış bir şehre inelim'' neresi orası, benim için temizlenecek şehir..

''insan kendine ihanet ederek öğrenir aslında ihanet etmemesi gereken tek kişinin kendisi olduğunu.belleri, boyunları, karınları ağrayan genç kadınlar ,mutlaka bir süre önce kendilerine büyük ihanet ettiler'''evet evet bende ihanet ettim..

''çocukken okunan ilk kitabın insanların kaderini belirlediğine ilişkin , hiç bilimsel olmayan ama derinden güvendiğim bir kanaatim var''bende yazara katılıyorum mahvettin beni kemalettin tuğcu...

''her kafası çalışan sağlıklı kız çocuğu en geç 13 yaşında nefes almak için yalan söylemek zorunda olduğunu anlar'' bak bu da doğru..yada yalan söylemediği için benim gibi nefes alamaz..

herkese iyi geceler..

6 yorum:

Profösör dedi ki...

iyi bir paylaşımdı.. teşekkürler..

Unknown dedi ki...

PROFÖSÖR, ben teşekkür ederim, dostluğunuz , kardeşliğiniz için...

Adsız dedi ki...

hayat işte iki ucu kirli değnek ..:)

Ebru dedi ki...

Kuzum konuşsak devam da yazarken kısa yaz be güzelim sonra ben 3-5 defada okuyorum:)

вєуαz ℓαℓє dedi ki...

''Çocukken okunan ilk kitabın insanların kaderini belirlediğine ilişkin ''cümlesinde ilk okuduklarımı düşüNdüm hemen kemalettin tuğcu başı çekiyordu,cümlenin sonunda anladım ki aynı yazar mahvetmiş bizi:)

Jules verne vardı bide : misal dünya turu fikrini koymuştu aklıma üstelik takıntı derecesinde hemde ta üçüncü sınıfta..ama kader onu saymamış demek ki:)))
Teşekkürler keyifli bir yazıydı özelikle sonu ..
ve Allahtan acil şifalar maddi manevi sıkıntıların(m)ız için..
SELAM VE DUA İLE...

Adsız dedi ki...

Bir gün ilaçlarla olan bağın bitecek,özgür olacaksın.güzel bir kitaba benziyor:)

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...