12 Mart 2011 Cumartesi

çok yorucu bir gündü 12 mart...sabah evden 8 de çıktım akşam 9 da döndüm..tüm gün kendimle başbaşa ve şeker doktorla 3. görüşme...

her şey zamanla rutinleşiyor.şeker doktora gitmek için 2 otobüs değiştiriyorum yaklaşık 1.5 saat..ayakta, 6 saat dersten sonra bezgin...içimdeki koro bağırıyor.kulaklıkta gene son volüm müzik...dinliyormuyum?sanmam...

her zamanki gülen yüzüyle karşılıyor beni şeker doktor.ağlıycam diye ödüm kopuyor.geçitiğimiz bir ayı anlattırıyor.yazarken duygularını çok iyi ifade eden ben, konuşurken öyle zorlanıyorum ki..oysa üstümde beni tanımaya ve çözmeye çabalayan şeker doktorun baskısı var.ne kadar ifade edebilirsem o kadar iyi tanıyacak beni..ama o bir orkestrayı yönetir gibi konuşmaları yönetiyor.hiç geçmişten konuşmuyoruz.hep bugünden...hep kocamdan..hep kızımdan...takıntılarımdan...acılara dokunmuyor, hayal kırıklıklarına ellemiyor..yalnızca resmi anlattırıyor..bense anlatıyorum...

kocam...her şeyi kendince yapan adam...evi temizler kendince, çocuk bakar kendince, aşık olur kendince...ve ben zavallı...tonla şey bekleyen, isteyen ama asla sahip olamayacak olan ben...aileden görmemiş, kocadan görmemiş, bir garip ben...

sanıyorum onu algılamamı sağlıyor, onu hissetmemi, onla yaşarken uymam gereken kuralları..üçüncü görüşmemiz ve konu hep koca....ben anlatmak istemiyorum ama şeker doktor konuyu oraya alıyor..

''senden hangi konularda şikayetçi?'' evi dağıtmamdan, para harcamamdan, kızımı yetiştirmemden, yemek yememden...

''peki ne zaman yanında?''hiç bir zaman...bu çok acı..

12 yaşında yatılı okula gitmiş.tek bildiği kendini korumak olmuş hayatta..biz yok ben var...acırsan acınacak hale düşersin diyor..o paspas olmayıp kendini korurken , ben mahvoluyorum...

''hastalıklarına karşı tavrı ne?'' ülseratif kolite yakalanmam benim hatammış, kola içmişim, çikolata yemişim doktor bey..

''peki her kola içen ülseratif kolit oluyor mu?''olmuyor...

kendine göre bir tarzı var.kendi yaşamını kurmuş.sınırlarını esnetmiyor.yaptığı her davranış kendince...onun sevme şekli bu..senin sevme şeklinde farklı.sen sevme şeklinden taviz vermeyeceksin..ama o da kendi tarzıyla sevecek.NASIL YANİ..

kafam karıştı.kocam beni mutlu edemiyor.edemeyecekte ama ben kendim çalıp kendim oynıycam.yanlışmı anladım...prozac yardım edecek ben değişecem...ben uyuşacam ve mutlu olacam...doğru mu bu?

''peki kızınla ilişkin nasıl?
ona zarar vermekten çok korkuyorum doktor bey...annemden alamadığım sevgiyi bolca kızıma verdim.peki dünyadaki diğer insanlar bu kadar onu sevmezse ve hep benim sevgimi ararsa ne olacak?

''sevmek çok güzel bir şey..sevmenin zararı olmaz kesinlikle ama sevginin yanında sorumlulukta vereceksin...bir den pat diye değil yavaşça...güzelce anlatarak, sen artık büyüdün diyerek''

ah doktor bey ah...bazen canım ikisiylede konuşmak istemiyor.o zamanlarda kızım ısrarla benimle oynamak istiyor.içim sıkılıyor, ilgilenmek istemiyorum.böyle zamanlarda hastayım diyorum.hocam, panik atak olduğumu çocuğuma nasıl izah edecem.ben hastayım, sinir ilacı içiyorum diyorum mesela

çok yanlış...annem hasta diye bilmemeli çocuk...anne ve hasta yan yana gelmemeli hafızasında...sınırları sen koy, onu sevdiğini ama şu an uygun olmadığını söyle.

ne acı ki, bir psikiyatristin muayenehanesinde bile o ikisiyle başbaşa kalıyorum..ömrüm bunlar benim...bana hiç bir şey vaat etmeyen ömrüm..hep benim anlamak zorunda kaldığım asla beni anlamayacak olanlar...

barsaklarım, kanamalar, ve yakında muhtemelen olabilecek kolonoskopi korkusu...barsaklarım alarm veriyormuş..ah doktor bey gene zor günler, hastaneler, tahliller beni bekliyor diyorum...çok şükürki psikiyatrist kimliğini bırakıp barsaklarıma gastrocu gibi bakmaya başlıyor.ve anlıyorumki kaçtır bu adam beni spastik kolon olarak algılıyor.ve kendime kızıyorum, nasıl kendimi ifade edemiyorum diye...

son dönemde kimseyle konuşmak istemediğimi, telefonu bile açmak istemediğimi anlatıyorum.zamanla prozac bunu geçirecekmiş.sen neymişsin be prozac..her şeyi sen halledecen ama doktorsuzda olmuyor..

odadan çıktığımda çok yorgundum.hiç ağlamadım.gözyaşları dönüş yolunda otobüsün camından bakarken akmayı bekledi...
kafam bomboş ve allak bullak çıktım ordan...kadıköyde biraz dolaştım, kızıma oyuncak alıp eve döndüm...

kadersizliğime kızıyorum...koca dünyada bütün ayıları mıknatıs gibi çekme yeteneğime kızıyorum.etrafımdaki insanlar konfor içinde yaşarken onların payınada kendi payımada düşene kızıyorum...madem ilaç halledecekse herşeyi bin eziyet çekip gelmişim sana ey doktor, kafamı habire allak bullak ediyorsun sanada kızıyorum...içimdeki orkestra usulca çalmaya başlıyor..yapayalnız kalmak istiyorum.zaten hep yalnız olduğumu anlıyorum.dünyanın aptalca bir yer olduğunu anlıyorum..bana benden başka kimsenin yardım edemeyeceğini aklımı başıma almak zorunda olduğumu anlıyorum.hep zor görevlerin beni beklemesine kızıyorum.dönüş yolundaki trafiğe, sokaklar dolusu insanlara kızıyorum.bende filmin koptuğu o güne, o filmi kopartanlara kızıyorum...müthiş bir sinir kaplıyor vücudumu...gelecek günler ne getirecek...bilmiyorum

5 yorum:

Unknown dedi ki...

Oz'um, ben okurken cok uzuldum. Sen ne kadar rahat anlatmissin. Vahap'in kiz kardesinde de panik atak var hemde en son derece, o hic senin gibi degil. Doktoru dinle, ne derse yap, onlarin tedavisi tuhaf gelsede ise yariyor. Bende yaradi :)) Bende cok sorunluydum bir vakitler.

İkiz Annesi dedi ki...

Canım zor bir yoldan geçiyorsun bu arada diğer rahatsızlığın da seni zorluyor inşallah en yakın zamanda üstesinden gelebilirsin.
Bu arada eşinle olan yazılarını okurken aklıma geldi hiç evlilik terapistine gitmeyi denediniz mi?Belki yardımı olur.

Adsız dedi ki...

Ne yazık ki duygusal ve duyarlı insanlar bu tarz hislere daha fazla kapılıyorlar.Hep söylüyorum umursamaz olmak en güzeli ama maalesef beceremiyoruz.Erkekler ağaca benzer uzaktan bakınca boylu poslu yakınına geldiğinde bildiğin odun diye bir söz vardı.Katılmamak mümkün mü :) Hepsi hemen hemen aynı.Bir dönem bir tanıdığımada doktor ilaç yerine yürüyüş tavsiye etti ve o şimdi düzenli olarak yürüyor.Hem psk hem fzk yönden kadar çok faydasını gördü ki.Sende yürümeyi sevyorsan dene bence.İlaç en son çare olmalı diye düşünüyorum.Diğer hastalığın içinde çok geçmiş olsun.Allah acil şifalar versin İnşallah...

Ebru dedi ki...

O kadar benzer ki anlattıkların yorgunluğun , yaşam tempon herşey. Hayal kırıklığın bile:(

yaruze... dedi ki...

İnsan bazen,bu dünyada sorun yaşayan,bunalan,mutsuzluk çeken kişinin sadece kendisi olduğunu düşünüyor ama asla değil.Harikulade zannettiğin gıpta ettiğin hayatlar bile içinde ne hüzünler barındırıyor bir bilsen.Allah üstesinden gelemeyeceğimiz dertler vermesin inşallah.
Sağlıklı ve huzurlu günler dilerim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...